28.07.2020 TARİHLİ 7251 SAYILI HMK DEĞİŞİKLİĞİ (TABLO)

28.07.2020 Tarihinde Yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilen ve yeni gelen hükümler karşılaştırılmalı tablo ile incelenmiştir.

28.07.2020 TARİHLİ 7251  SAYILI HMK DEĞİŞİKLİĞİ (TABLO)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 1.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 20/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler

MADDE 20- (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

(2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler

MADDE 20- (1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin,bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden,süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, dava açılmamış sayılır ve mahkemece bu konuda resen karar verilir.

(2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.

 

 

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddede yapılan birinci değişiklikle, Anayasa Mahkemesinin 10/2/2016 tarihli,2015/96 Esas ve 2016/9 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır.İptal edilen hükme göre ilk derece mahkemesinin görevsizlik veya yetkisizlik kararının,verildiği anda kesin olması durumunda, karar tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı verenmahkemeye başvurulması ve dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesinin talepedilmesi gerekmekteydi. Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kesin niteliklikararının taraflara tebliğ edilmeden iki haftalık hak düşürücü sürenin başlatılmasını hak aramahürriyetine aykırı bularak iptal etmiştir. Yapılan değişiklikle, görevsizlik veya yetkisizlikkararının kesin olması halinde de kararın taraflara tebliğ edilmesi, dosyanın görevli veyayetkili mahkemeye gönderilmesine ilişkin iki haftalık sürenin tebliğ tarihinden itibarenbaşlaması açıkça hükme bağlanmaktadır. Birinci fıkrada yapılan diğer değişiklikle, Kanundaöngörülen süre içinde dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi için gereklibaşvurunun yapılmaması durumunda davanın Kanun gereği açılmamış sayılacağı vemahkemenin bu konuda resen karar vereceği hususu daha açık bir şekilde düzenlenmektedir.

Açıklamalar:

 

Bu değişiklik ile yetkisizlik ve görevsizlik kararlarından sonar dosyanın yetkili veya görevli mahkemeye gönderilmesine ilişkin iki haftalık talep süresinin, yetkisizlik ve görevsizlik kararı kesin ise tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı düzenlenmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 2.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 28/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Aleniyet ilkesi

MADDE 28- (1) Duruşma ve kararların bildirilmesi alenidir.

(2) Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut resen mahkemece karar verilebilir.

(3) Tarafların gizlilik talebi ön sorunlar hakkındaki hükümler çerçevesinde gizli duruşmada incelenir ve karara bağlanır. Hâkim, bu kararının gerekçelerini, esas hakkındaki kararı ile birlikte açıklar.

(4) Hâkim, gizli yargılama işlemleri sırasında hazır bulunanları o yargılamayla ilgili edindikleri bilgileri açıklamamaları hususunda uyarır ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun gizliliğin ihlaline ilişkin hükmünün uygulanacağını ihtar ederek bu hususu tutanağa geçirir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Aleniyet ilkesi

MADDE 28- (1) Duruşma ve kararların bildirilmesi alenidir.

(2) Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin yahut yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, ilgilinin talebiüzerine yahut resen mahkemece karar verilebilir.

(3) Tarafların gizlilik talebi ön sorunlar hakkındaki hükümler çerçevesinde gizli duruşmada incelenir ve karara bağlanır. Hâkim, bu kararının gerekçelerini, esas hakkındaki kararı ile birlikte açıklar.

(4) Hâkim, gizli yargılama işlemleri sırasında hazır bulunanları o yargılamayla ilgili edindikleri bilgileri açıklamamaları hususunda uyarır ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun gizliliğin ihlaline ilişkin hükmünün uygulanacağını ihtar ederek bu hususu tutanağa geçirir.

 

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, duruşmaların bir kısmının veya tamamınıngizli olarak yapılması halleri arasına "yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün birmenfaatinin bulunması" hali de eklenmektedir. Buna göre mahkeme yargılamayla ilgilikişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin bulunduğunu tespit ederse duruşmanın birkısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına karar verecektir. Düzenlemeyleduruşmaların aleni olarak yapılmasına ilişkin ilkeye kişilerin haklarının korunması için biristisna getirilmektedir.

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 3.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 36/1-c

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ret sebepleri

MADDE 36- (1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:

a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.

b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.

c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması.

ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması.

d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ret sebepleri

MADDE 36- (1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:

a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.

b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.

c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması; uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması.

ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması.

d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması.

Değişiklik gerekçesi:

 

Düzenlemeyle, hakimin reddi sebeplerine daha önce aynı uyuşmazlıktaarabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış olma halleri eklenmektedir. Arabulucu veyauzlaştırmacının daha önce taraflarla uyuşmazlık konusuyla ilgili temas kurması, davada delilolarak değerlendirilmesi yasak olan bir takım bilgi veya belgelere bu görevi nedeniylevukufıyetkesbedecek durumda bulunması böyle bir düzenleme yapmayı gerekli kılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 4.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 38/6,7,9

Maddenin değişiklikten önceki hali:

Ret usulü

MADDE 38- (1) Hâkimin reddi sebebini bilen tarafın, ret talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada, yeni bir işlem yapılmadan önce bu talebini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez.

(2) Hâkimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir.

(3) Hâkimin reddi dilekçesi, reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir.

(4) Ret talebi geri alınamaz.

(5) Hâkimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı taraf bir hafta içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra yazı işleri müdürü tarafından ret dilekçesi, varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri, dosya ile birlikte reddi istenen hâkime verilir. Hâkim bir hafta içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin kanuna uygun olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile bildirerek, dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere yazı işleri müdürüne verir.

(6) Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir.

(7) Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.

(8) Hâkimi çekilmeye davet, hâkimin reddi hükmündedir.

(9) Bu kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte kanun yollarına başvurulabilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

Ret usulü

MADDE 38- (1) Hâkimin reddi sebebini bilen tarafın, ret talebini en geç ilk duruşmada ileri sürmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise en geç öğrenmeden sonraki ilk duruşmada, yeni bir işlem yapılmadan önce bu talebini hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret talebi dinlenmez.

(2) Hâkimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir.

(3) Hâkimin reddi dilekçesi, reddi istenen hâkimin mensup olduğu mahkemeye verilir.

(4) Ret talebi geri alınamaz.

(5) Hâkimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı taraf bir hafta içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra yazı işleri müdürü tarafından ret dilekçesi, varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri, dosya ile birlikte reddi istenen hâkime verilir. Hâkim bir hafta içinde dosyayı inceler ve ret sebeplerinin kanuna uygun olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile bildirerek, dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere yazı işleri müdürüne verir.

(6) Hâkimi çekilmeye davet, hâkimin reddi hükmündedir.

 

Değişiklik gerekçesi:

Maddeyle, Kanunun 38 inci maddesinin altıncı, yedinci ve dokuzuncufıkraları maddeden çıkarılmaktadır. Maddenin mevcut altıncı ve yedinci fıkraları, ret talebininincelenmesine ilişkin usulü düzenlemektedir. Usule ilişkin bu düzenlemeler, ret talebininincelenmesi konusuyla doğrudan ilgili olduğundan bu fıkralar teklifle 42 nci maddeyeeklenmektedir. Bu nedenle, ilgili hükümler maddeden çıkarılmaktadır.Maddenin mevcut dokuzuncu fıkrasında hakimin reddine ilişkin kararlar aleyhineancak hükümle birlikte kanun yollarına başvurulabileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan 6100sayılı Kanunun "Ret talebine ilişkin kararlara karşı istinaf' başlıklı43 üncü maddesinin ikincifıkrasında, esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebihakkındaki merci kararlarına karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içindeistinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Merci kararlarına karşı istinaf kanun yolunabaşvurmanın amacı, yargılamayı yapacak hakimin bir an önce belirlenmesinin sağlanmasıdır.Her iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, merci kararına karşı esas hükümle birlikte miyoksa merci kararının tebliği tarihinden itibaren mi kanun yoluna başvurulacağı ve yine hangikanun yoluna başvurulacağı noktasında çelişki bulunmaktadır. Merci kararlarına karşı esashükümle birlikte kanun yoluna başvurulacağına ilişkin hükmün kabul edilmesi halinde, esasyargılama bittikten sonra davaya bakacak olan hakim kanun yolu incelemesi neticesindebelirleneceğinden bu durum, yargılamanın tekrar edilmesini gerektirecektir. Dolayısıyla,davaların gereksiz yere uzamasının önlenmesi ve çelişkinin giderilmesi amacıyla dokuzuncufıkra maddeden çıkarılmaktadır. Buna göre, hakimin reddine ilişkin merci kararlarına karşıdava konusunun miktar ve değerine göre derhal istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir.

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 5.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 42

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ret talebinin incelenmesi

MADDE 42- (1) Hâkimin reddi talebine ilişkin karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak da verilebilir.

(2) Reddi istenen hâkim, ret hakkında merci tarafından karar verilinceye kadar o davaya bakamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar bunun dışındadır. Daha önce hakkındaki ret talebi mercice reddolunan hâkimin, aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedilmesi hâli, hâkimin davaya bakmasına engel oluşturmaz.

(3) Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi hâlinde, reddi istenen hâkim davaya bakmaya devam eder.

(4) Ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her biri hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur.

(5) Hâkim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret talebinin reddi hâlinde verilecek disiplin para cezası, bir önceki disiplin para cezasının iki katından az olamaz.

(6) Disiplin para cezasının tahsili için, davaya bakan mahkeme, dosyanın geliş tarihinden başlayarak iki hafta içinde gereğini yapar.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ret talebinin incelenmesi

MADDE 42- (1) Hâkimin reddi talebine ilişkin karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak da verilebilir.

(2) Ret sebebi sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir.

(3) Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.

(4) Reddi istenen hâkim, ret hakkında merci tarafından karar verilinceye kadar o davaya bakamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan iş ve davalar bunun dışındadır. Daha önce hakkındaki ret talebi mercice reddolunan hâkimin, aynı durum ve olaylara dayanarak yeniden reddedilmesi hâli, hâkimin davaya bakmasına engel oluşturmaz.

(5) Ret talebinin merci tarafından kabul edilmemesi hâlinde, reddi istenen hâkim davaya bakmaya devam eder.

(6) Ret talebinin, kötüniyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi hâlinde, talepte bulunanların her biri hakkında beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur.

(7) Hâkim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret talebinin reddi hâlinde verilecek disiplin para cezası, bir önceki disiplin para cezasının iki katından az olamaz.

(8) Disiplin para cezasının tahsili için, davaya bakan mahkeme, dosyanın geliş tarihinden başlayarak iki hafta içinde gereğini yapar.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 42 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Teklifle, Kanunun 38 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarının 42 nci maddeye taşınmasıamacıyla bu fıkralar 38 inci maddeden çıkarılmaktadır. Bu değişikliğin sonucu olarakmaddeye yeni ikinci ve üçüncü fıkralar eklenmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 94/2

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Kesin süre

MADDE 94- (1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.

(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir.Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.

(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Kesin süre

MADDE 94- (1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.

(2)Hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hakim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarım açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.

(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 94 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, hakim tarafından kesin süre verilen hallerde yine hakim tarafından yapılacakaçıklama ve ihtarata ilişkin hüküm getirilmektedir. Yargılamanın makul süredesonuçlandırılmasını ve bu kapsamda kesin sürenin kanunun öngördüğüşekilde uygulanmasınısağlamak için maddenin ikinci fıkrasına eklenen cümleyle, kesin süreye konu olan işleminhiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanması ve süreye uyulmamasının hukukisonuçlarının ihtar edilmesi öngörülmektedir. Kanunun aradığışartlara uyularak verilen kesinsüre içinde kesin süreye konu işlem, kendisine kesin süre verilen tarafça yerine getirilmezsebu kişiye aynı işlemi yerine getirmesi için bir daha süre verilmez. Yargılama bir disipliniçinde yürütülürken hakimin ilk kez kesin olarak tayin ettiği veya hakim tarafından ikinci kezverildiği için kesin olan sürede, tarafların hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilmemesi ilkesidoğrultusunda, yapılması gereken işin net bir şekilde açıklanması ve sonuçlarının ihtaredilmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır. Düzenlemeyle aynca, yargılamanın uzamasınasebep olan uygulama hatalarının da önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 7.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 107 (başlığıyla beraber)

Maddenin değişiklikten önceki hali:

Belirsiz alacak ve tespitdavası

MADDE 107– (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.

(3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

Belirsiz alacak davası

MADDE 107– (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinintam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hakim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.

 

Değişiklik gerekçesi:

Düzenlemeyle, uygulamada belirsiz alacak davasıyla ilgili· görülen sorunlara çözümbulunması amaçlanmaktadır.Belirsiz alacak davasında alacağın tamamı dava edilmekte, ancak davanın açıldığıtarihte alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi davacıdanbeklenememekte veya bu belirlemeyi yapmak davacı açısından imkansız bulunmaktadır.Maddenin mevcut ikinci fıkrasındaki düzenleme gereğince belirsiz alacak davasındadavacının, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktar veya değerinin tamve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu "an"da talebini artırması gerekmektedir.Uygulamada sorun yaşanan ve doktrinde de tartışılan konu, alacağın miktar veya değerinintam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu "an"ın tespitine yöneliktir. İkincifıkrada yapılan değişiklikle, bu "an"ın, bir başka ifadeyle alacağın miktar veya değerinin tamve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün hale geldiğinin tespiti mahkemece yapılacaktır.Hakim, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin "mümkün olduğuanda" talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için davacıya iki haftalık kesin süre verecektir.Bu süre verme işlemi tahkikat aşaması sona ermeden yapılacaktır. Bu hüküm bölge adliyemahkemesince tahkikat yapıldığı hallerde de uygulanabilecektir. İsviçre hukukunda da kabuledilen genel görüş, hakimindavacıya talebini belirlemesi için süre vermesi gerektiğiyönündedir. Ayrıca 107 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve davacının, davanın başındabelirtmiş olduğu talebini "artırabileceğine" ilişkin hüküm, yapılan diğer değişikliğin zorunlusonucu olarak davacının talebini tam ve kesin olarak "belirleyebileceği" şeklindedeğiştirilmektedir. Aynı fıkraya eklenen son bir cümleyle, hakim tarafından verilen kesinsüreye rağmen alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmemesi durumundadavanın talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağıaçıkça hükme bağlanmaktadır.Maddede yapılan diğer değişiklikle, maddenin üçüncü fıkrası yürürlüktenkaldırılmaktadır. Bu fıkra, "Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası daaçılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." şeklindedir. Soyut birşekilde değerlendirildiğinde fıkra hükmünün kısmi dava veya tespit davasına ilişkin hükümlerarasında yer alması gerektiği düşünülebilir. Ancak fıkra, belirsiz alacak davasını düzenleyen107 nci madde içinde düzenlenmiş ve "Ayrıca" ibaresiyle başlayarak maddenin birinci veikinci fıkralarıyla bağlantı kurulmuştur. Bu düzenleme tarzı ve fıkraya ilişkin gerekçe metnisebebiyle fıkrada bahsedilen tespit davasının mahiyeti doktrinde eleştirilmiş ve uygulamadada hangi davaların bu kapsamda kaldığı tereddüde yol açmıştır. Belirsiz alacak davası olaraknitelenebilecek bir davanın kısmi dava şeklinde açılmasının mümkün olup olmadığından, edadavası açılabilecek hallerde tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığınakadar pek çok konu bu kapsamda tartışılmaktadır. Belirsiz alacak davasında, alacakmiktarının tam ve kesin olarak belirlenememesi, dava açılırken asgari bir miktar ya da değerinbelirtilmesiyle alacağın tamamının talep edilmiş (hukuken himaye görmüş) sayılması vealacağın tamamı için zamanaşımının kesilmesi karşısında, belirsiz alacak davasının kısmidava şeklinde açılmasının mümkün olmadığı ifade edilmekte ve alacağın tamamının davaedildiği bu durumda tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı belirtilmektedir.Buna karşılık belirsiz alacak davasına ilişkin talebin, kısmi dava şeklinde de ilerisürülebileceği, çünkü kısmi dava için alacağın bölünebilir olmasının yeterli olduğu da dilegetirilmektedir. Üçüncü fıkranın konumu ve lafzı sebebiyle, kısmi eda davasının açılabileceğiher durumda tespit davası da açılabileceği; kısmi eda davası ile birlikte kısmi tespit davasıaçılabileceği; kısmi eda davası yerine bütünüyle külli tespit davası açılabileceği; kısmi edadavası ile birlikte aynı zamanda kısmi tespit davası açılamayacağı; eda davası açılabilecek herdurumda değil, ancak belirsiz alacak davasının koşulları oluşmuşsa kısmi eda davasıyla

birlikte külli tespit davası açılabileceği gibi pek çok farklı görüş uygulamada ve doktrindeileri sürülmektedir. Bütün bu tartışmalar ışığında üçüncü fıkrada düzenlenen tespit davasınıntam olarak hangi alanı düzenlediği konusunda netlik olmadığı değerlendirildiğinden, bufıkranın yürürlükten kaldırılmasında fayda görülmüştür. Fıkra yürürlükten kaldırıldığında bukapsamda dava açmak isteyenlerin hakları, mevcut düzenlemeler çerçevesindekorunabilecektir. Yapılan değişiklikle 107 nci maddenin üçüncü fıkrası hükmü yürürlüktenkaldırıldığından, madde başlığı da buna uygun olarak "Belirsiz alacak davası" şeklindedeğiştirilmektedir.

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 8.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 116/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İlk İtirazlar

Konusu

MADDE 116- (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir:

a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı.

b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı.

c) İş bölümü itirazı.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İlk İtirazlar

Konusu

MADDE 116- (1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir:

a) Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı.

b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı.

 

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 116 ncı maddesinde değişiklik yapılmakta ve işbölümü itirazı ilk itirazlar arasından çıkarılmaktadır. 6100 sayılı Kanun 12/1/2011 tarihinde,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ise 13/1/2011 tarihinde kabul edilmiştir. Kabul tarihiitibariyle asliye ticaret mahkemesi ve asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki "iş bölümü"ilişkisi olarak kurgulanmıştır. Ne var ki 6102 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncüfıkrası, 2012 yılında 6335 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve asliye ticaret mahkemesi ile asliyehukuk mahkemesi arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılarak görev ilişkisi halinegetirilmiştir. Bunun dışında 6100 sayılı Kanunda herhangi bir iş bölümü ilişkisi deöngörülmediğinden 116 ncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendine ihtiyaç kalmamıştır. Busebeple bent yürürlükten kaldırılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 9.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 120 (başlığıyla beraber)

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Harç ve avans ödenmesi

MADDE 120- (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.

(2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Harç ve gider avansının ödenmesi

MADDE 120- (1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.

(2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.

(3) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 120 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Uygulamada davanın açılması sırasında hem bu maddede öngörülen gider avansının hem deKanunun 324 üncü maddesinde düzenlenen delil avansının peşin olarak tahsil edildiğigözlemlenmektedir. Delil avansı, bilirkişi, keşif ve tanık gideri gibi kalemleri ihtiva eden vekullanılıp kullanılmayacağı davanın başında henüz belli olmayan giderlere ilişkin olup gideravansına kıyasla yüklü bir miktarı oluşturmaktadır. Delil avansının davanın başında alınmasıdava açan kişilere ağır bir mali yük getirmektedir. Bu yük sebebiyle hak arama hürriyetininihlal edilmesi ihtimali söz konusu olabilir. Uygulamada şikayetlere neden olan bu sorunuçözmek amacıyla maddenin başlığı "Harç ve gider avansının ödenmesi" şeklindedeğiştirilmekte ve maddeye üçüncü bir fıkra eklenerek delil avansının bu madde kapsamındaalınmayacağı, bir başka ifadeyle delil avansının dava açarken mahkeme veznesineyatırılmasının zorunlu bulunmadığı hükme bağlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 10.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 123

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Davanın geri alınması

MADDE 123- (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Davanın geri alınması

MADDE 123- (1) Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir.Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

 

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun davanın geri alınmasına ilişkin 123 üncümaddesinde değişiklik yapılmakta ve bu halde mahkemece verilecek kararın mahiyetidüzenlenmektedir. Davanın geri alınması hususunda uygulamada birbirinden farklı kararlarınverildiği görülmektedir. Bu kapsamda davanın açılmamış sayılmasına veya davanın konusuzkalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kararlarverilebilmektedir. Davanın geri alınması kurumunun teorik alt yapısı ile uygulamada verilenkarar türlerinin mahiyetleri birlikte değerlendirildiğinde ve özellikle Kanunun "Esastansonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331 inci maddesindeki düzenleme dikkatealındığında, davanın geri alınması durumunda, davanın açılmamış sayılmasına kararverilmesinin uygun olduğu kabulüyle fıkraya cümle ilave edilmektedir. Davanın açılmamışsayılmasına karar verilmesi durumunda 3 31 inci madde gereği yargılama gideri davacıüzerinde bırakılacaktır. Davanın konusuz kalması nedeniyle esastan karar verilmesine yerolmadığışeklinde bir karar verilmesi durumunda mahkemenin, davanın açıldığı tarihtekitarafların haklılık durumunu araştırması ve buna göre yargılama giderine hükmetmesigerekecektir ki, bu sonuç, davanın geri alınması kurumunun bünyesiyle uyuşmamaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 11.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 125

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Dava konusunun devri

MADDE 125- (1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacıdavayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.

(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Dava konusunun devri

MADDE 125- (1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa,dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.

(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 125 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Maddenin ikinci fıkrasına eklenen cümleyle, dava konusunun davacı tarafından devri iledavanın davacı aleyhine sonuçlanması durumunda hem devredenin hem de devralanınyargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olması hükme bağlanmaktadır. Bu düzenleme

maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile de uyumludur. Bu bentte davalının dava konusunudevretmesi ve davanın davalı aleyhine sonuçlanması hali düzenlenmiş olup devreden vedevralanın yargılama giderlerinden müteselsil sorumluluğu kabul edilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 12.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 127

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Cevap dilekçesini verme süresi

MADDE 127- (1) Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Cevap dilekçesini verme süresi

MADDE 127- (1) Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya,cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 127 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Düzenlemeyle, ek cevap verme süresinin hangi andan itibaren başlayacağı hususu açıklığa

kavuşturulmaktadır. Cevap dilekçesinin iki haftalık süre içinde hazırlanmasının çok zor yahutimkansız olduğu durumlarda, davalının ek süre talebinde bulunması halinde verilecek eksürenin başlangıç tarihi konusunda uygulamada duraksama bulunmaktadır. Yapılandüzenlemeyle, ek sürenin iki haftalık cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeyebaşlayacağı hüküm altına alınmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 13.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 139

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ön inceleme duruşmasına davet

MADDE 139- (1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ön inceleme duruşmasına davet

MADDE 139- (1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir.Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:

a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.

b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.

c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.

ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 139 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Düzenlemeyle, taraflara çıkarılacak davetiyede yer alan unsurlardan biri kaldırılarakbunun yerine yeni bir unsur ilave edilmektedir. Davetiye içeriğinden kaldırılan unsur,Kanunun 141 inci maddesiyle ilgilidir. Teklifle değiştirilen 141 inci madde uyarıncadilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemeyecek veyadeğiştirilemeyecektir. Bu değişlikle uyumlu olarak, çıkarılacak davetiyede yer alan ve öninceleme duruşmasına gelmeyen tarafın yokluğunda onun muvafakati olmadan iddia vesavunmanın genişletilebilmesine veya değiştirilebilmesine imkan veren ihtarat, maddemetninden çıkarılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 14.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 140

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ön inceleme duruşması

MADDE 140- (1) Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.

(2) Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğateşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.

(3) Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.

(4) Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir.

(5) Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgeleri getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ön inceleme duruşması

MADDE 140- (1) Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.

(2) Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarakteşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.

(3) Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.

(4) Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir.

(5) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 140 ıncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.İkinci fıkrada yapılan değişiklikle, hukuk yargılamasında sulh ve arabuluculuğunetkinliğinin arttırılması amacıyla hakime, sulhun ve arabuluculuğun esasları süreci ve hukukisonuçları hakkında aydınlatma ve böylece bu müesseseleri teşvik görevi verilmektedir.Maddenin beşinci fıkrası, teklifle 139 uncu maddede yapılan değişikliğin zorunlusonucu olarak değiştirilmektedir. Beşinci fıkraya göre, 139 uncu madde uyarınca ön incelemeduruşması için yapılan ihtara rağmen taraflar dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmamasıveya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmaması halinde bu delile dayanmaktanvazgeçilmiş sayılmasına ilişkin karar verilecektir.

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 15.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 141

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi

MADDE 141- (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.

(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi

MADDE 141- (1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.

(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 141 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, dilekçeler aşaması tamamlandıktansonra, ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hariç olmak üzere, iddia veya savunmagenişletilemeyecek veya değiştirilemeyecektir. Mevcut hükme göre ön inceleme duruşmasınakatılmayan tarafın yokluğunda, onun muvafakati olmaksızın iddia veya savunmagenişletilebilmekte veya değiştirilebilmekteydi. Sırf ön inceleme duruşmasına katılımsağlanmadığı için aleyhte iddia veya savunmanın rahatlıkla genişletilebilmesi veya değiştirilebilmesi, silahların eşitliği ilkesinin ihlalini gündeme getirmektedir. Bu ihlal, davayıtakip etmediğinde davayıinkar ettiği kabul edilen ve duruşmaya katılma zorunluluğubulunmayan davalı taraf bakımından çok daha güçlü bir şekilde ortaya çıkabilmektedir.Düzenleme, silahların eşitliği ilkesine hizmet etmesi bakımından adil yargılanmanınsağlanmasına da yardımcı olacak niteliktedir.Öte yandan düzenleme, uyuşmazlığın ön inceleme aşamasında netleşmesine yardımcıolacak ve bu aşamanın, yargılamanın yol haritasını belirleme özelliğini güçlendirecektir.Ayrıca, ön inceleme duruşmasına mazeretsiz olarak gelmeyen tarafın muvafakatiaranmaksızın, iddia veya savunmanın genişletilmesine veya değiştirilmesine imkan tanınması,gelmeyen tarafın genişletilmiş veya değiştirilmiş iddia ve savunma karşısında beyandabulunup açıklama yapmak için dilekçe vermesine, diğer tarafın da bu dilekçeye karşı beyandabulunmasına neden olmakta ve dilekçeler teatisi aşaması sona erdiği halde üst üste verilen budilekçeler Kanunun sistematiğine aykırı bir uygulamanın gelişmesine sebep olmaktadır. Budilekçelerin kabul edilip edilmemesi, kabul edileceklerse hangi ölçüye göre kabul edilecekleriuygulamada tartışmalara yol açma ve yargılamayı çetrefil hale getirerek uzatma potansiyelinibünyesinde barındırmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, ön inceleme duruşmasına gelen tarafınön inceleme tutanağının düzenlenmesine katılarak tahkikata ilişkin yol haritasına şekilverebilme imkanını elde etmesinin bir "ödül" olarak yeterli sayılması gerektiği kabuledilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 16.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 147

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Duruşma

Tarafların duruşmaya daveti

MADDE 147- (1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir.

(2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Duruşma

Tarafların duruşmaya daveti

MADDE 147- (1) Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir.

(2) Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi halinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 147 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Düzenlemeyle, tarafların duruşmaya davetine ilişkin usul yeniden düzenlenmektedir. Mevcuthükümde ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tarafların tahkikat için duruşmaya davetedileceği belirtilmektedir. Teklifle 186 ncı maddede yapılan değişiklikle tahkikaduruşmasından sonra sözlü yargılamaya geçilmesi kural haline getirilmekte, ancak taraflardanbirinin talebi üzerine iki haftadan az olmamak üzere duruşmanın ertelenebileceği, bu durumdada taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği hükme bağlanmaktadır. Bu değişikliğin gereğiolarak 14 7 nci maddenin birinci fıkrasına ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra,tarafların sadece tahkikat için değil sözlü yargılama için de duruşmaya davet edileceğineilişkin ibare ilave edilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle ise tahkikatınsona erdiği duruşmada kural olarak sözlü yargılamaya geçileceği, ancak sözlü yargılama içinduruşmanın ertelenmesi halinde ayrıca taraflara davetiye gönderilmeyeceği, tarafların sözlüyargılama için belirlenen duruşmaya gelmemesi halinde yokluklarında hüküm verileceğihususlarının davet yazısında ihtar edileceği hüküm altına alınmaktadır.Yargılamanın her aşamasında tebligat zorunluluğunun getirilmesi, gereksiz masrafa veyargılamanın uzamasına sebebiyet vermekte ve uygulamada şikayetlere neden olmaktadır. Bunedenle Teklifle 186 ncı maddede yapılan değişiklikle, sözlü yargılama aşaması için taraflaradavetiye tebliğ edilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılmaktadır. Ancak hukuki dinlenilmehakkının korunması amacıyla, tahkikat duruşmasına davette, tahkikatın sona erdiği duruşmadasözlü yargılama aşamasına geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi halindebu duruşma için aynca davetiye gönderilmeyeceği hususunun taraflara ihtar edilmesi gerekligörülmektedir. Yapılan bu değişikliğin 186 ncı maddedeki değişiklikle birlikte mütalaaedilmesi, ayrıca 150 nci madde hükmünün de saklı olduğunun dikkate alınmasıgerekmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 17.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 149 (başlığıyla birlikte)

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrası

MADDE 149- (1) Mahkeme, tarafların rızası olmak şartıyla, kendilerinin veya vekillerinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine izin verebilir.

(2) Tarafların rızası olmak kaydıyla, mahkeme; tanığın, bilirkişinin, uzmanın veya bir tarafın dinlenilmesi esnasında başka bir yerde bulunmalarına izin verebilir. Dinleme, ses ve görüntü olarak aynı anda duruşma salonuna nakledilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası

MADDE 149- (1) Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir.

(2) Mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine; tanığın, bilirkişinin veya uzmanın aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine karar verebilir.

(3) Mahkeme, tarafların -üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine resen karar verebilir.

(4) Mahkeme, fiili engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına da karar verebilir.

(5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 149 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Hükümle, ses veya görüntü nakli yoluyla duruşmanın yapılması usulü yenidendüzenlenmektedir. Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, taraflardan birinin talebi üzerine talepeden tarafın ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulunduğu yerden duruşmaya katılması veusulü işlemleri yapabilmesi düzenlenmektedir. İkinci fıkrada yapılan değişiklikle,mahkemenin resen ya da taraflardan birinin talebi üzerine tanığın, bilirkişinin veya uzmanınses ve görüntü nakledilmesi yoluyla dinlenilebilmesine olanak sağlanmaktadır. Üçüncüfıkrayla, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemedikleri dava ve işlerde mahkemenin resentüm ilgilileri aynı usulle dinleyebilmesine imkan tanınmaktadır. Dördüncü fıkrayla, fiili engelveya güvenlik sebebiyle duruşmanın mahkemenin bulunduğu yerde yapılamaması halinde ilsınırları içinde başka bir yerde duruşmanın icrasına imkan tanınmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 18.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 177

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Islahın zamanı ve şekli

MADDE 177- (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.

(2) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Islahın zamanı ve şekli

MADDE 177- (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.

(2) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.

(3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun ıslahın zamanı ve şeklini düzenleyen 177 ncimaddesine ikinci fıkra ilave edilmekte ve ıslahın kanun yolu incelemesinden sonra hangişartlarda yapılabileceğine ilişkin hüküm getirilmektedir. Mevcut metinde ıslahın "tahkikatınsona ermesine kadar" yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak ilk derece mahkemesikararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılması veya temyiz incelemesi sonucundabozulmasından sonra ilk derece mahkemesince tahkikata yönelik bir işlemin yapılmasıdurumunda, ıslahın caiz olup olmadığı hususu, birinci fıkrada yer alan "tahkikatın sonaermesine kadar" ibaresi sebebiyle doktrin ve uygulamada ciddi şekilde tartışılmıştır. Bu

kapsamda, Y argıtay'ın bozma ilamından sonra ıslahın yapılamayacağına ilişkin 4/2/1948tarihli ve 10/3 sayılıİçtihadı Birleştirme Kararının, Kanunun 177 nci maddesi hükmü

karşısındaki durumu Yüksek Mahkemece tartışılmış ve 6/5/2016 tarihli ve 1/1 sayılıİçtihadıBirleştirme Kararıyla, mevcut düzenlemeler itibariyle 1948 tarihli İçtihadı Birleştirme

Kararının geçerli olduğuna karar verilmiştir.Düzenlemeyle, iş yükünün azaltılması ve usul ekonomisi ilkesinin etkin bir şekildeuygulanabilmesi amacıyla; Yargıtay tarafındabozulan veya bölge adliye mahkemesitarafından kaldırılan hükme ilişkin olarak, ilk derece mahkemesince tahkikata ilişkin bir işlemyapılması durumunda, tahkikat sona erinceye kadar ıslahın yapılabileceği hüküm altınaalınmaktadır. Ancak bu durum tarafların aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna

başvurabileceği kuralım değiştirmeyecektir.Bununla birlikte maddeye eklenen ikinci fıkranın son cümlesine göre, bozma kararınauymakla ortaya çıkan hukuki durum, ıslah hakkının kullanılmasıyla ortadankaldırılamayacaktır. Bu ifadeyle kastedilen, Y argıtay'ın bozma kararından sonra ilk derecemahkemesinde yapılan yargılamada dikkate alınması gereken ve kanun hükümleriyledüzenlenmemiş olan usuli kazanılmış hak ve aleyhe hüküm verme yasağı gibi kurumlarıdır.Bu kapsamda Yargıtay'ın bozma kararına uyulması sonucunda, ilk derece mahkemesininhüküm fıkralarından biriyle ilgili olarak usuli kazanılmış hak oluşmuşsa bu hakkı bertarafedecek şekilde ıslah yapılamayacağı hüküm altına alınmaktadır. Örneğin ilk derecemahkemesinin anapara ve faizin tahsiline ilişkin kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş, bubaşvuru reddedilmiş, ret kararı aleyhine temyiz yoluna müracaat edilmiş, karar sadece faizinyanlış oran uygulanarak hesaplanması noktasından bozulmuş ve ilk derece mahkemesincebozmaya uyulmuş ise bozmaya uyulmasından sonra yapılacak tahkikatta anapara miktarınıartıracak şekilde ıslah yapılamayacaktır.

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 19.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

Kanuna Toplu mahkemelerde tahkikat başlıklı 183/A maddesi eklenmektedir.

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Toplu mahkemelerde tahkikat

MADDE 183/A- (1) Dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra talep edilen delil tespiti, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma tedbirleri de dahil olmak üzere toplu mahkemenin görevine giren dava ve işlerde tüm yargılama aşamaları heyet tarafından yerine getirilir ve karara bağlanır.

(2) Heyet, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, iş veya davanın özelliğine göre tahkikatın, tahkikat hakimi olarak görevlendirilen bir üye tarafından yapılmasına karar verebilir.

(3) Tahkikatın heyetçe yürütüldüğü iş veya davalarda mahkeme başkanı, belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere, üyelerden birini naip hakim olarak görevlendirebilir.

(4) Mahkeme başkanı, mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlar ve bu yolda uygun göreceği önlemleri alır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanuna "Toplu mahkemelerde tahkikat" başlıklı 183/Amaddesi eklenmektedir.Kanunda toplu mahkemelerde tahkikatın nasıl yürütüleceği, bu kapsamda mahkeme

başkanının görev ve yetkileri, tahkikat hakimi veya naip hakim tarafından yapılabilecekişlemleri düzenleyen müstakil bir madde bulunmamaktadır. Ancak Kanunda, hakimin redditalebinin incelenmesi (m.41 ), ilgililere soru yöneltilmesi (m.152), tahkikatın sona ermesi(m.185), tanığın dinlenmesi (m.261 ), hükmün oylanması (m.296), hükmün yazılması (m.298)ve hükmün imza edilememesi (m.299) konuları toplu mahkemeler bakımından ele alınmıştır.Bunun gibi toplu mahkeme olarak da görev yapan asliye ticaret mahkemelerinin baktığıişlerden hangilerinin tek hakim tarafından, hangilerinin heyet olarak karara bağlanacağıkonusunda 5235 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında da heyet halindebakılacak işler yönünden çalışma usulünün ne şekilde olacağına dair hükümbulunmamaktadır. Bu konuda uygulamada yaşanan sorunların çözülmesi için Kanunun"Yazılı Yargılama Usulü" başlıklı Üçüncü Kısmının "Tahkikat ve Tahkikat Sırasındaki ÖzelDurumlar" başlıklı Beşinci Bölümüne, "Toplu Mahkemelerde Tahkikat" başlıklı YedinciAyırım ve bu ayırım altında "Toplu mahkemelerde tahkikat" başlıklı 183/A maddesi ilaveedilmektedir. 183/ A maddesiyle, toplu mahkemelerin düzenli, verimli ve uyumlu çalışmasınınsağlanması amaçlanmaktadır.Birinci fıkrada, geçici hukuki korumalar da dahil olmak üzere toplu mahkemeleringörevine ilişkin tüm yargılama aşamalarında verilmesi gereken kararların heyet tarafındanverileceği hüküm altına alınmaktadır.İkinci fıkrada, mahkeme başkanına iş veya davanın özelliğine göre tahkikatın heyetçeveya tahkikat hakimi olarak görevlendirilecek bir üye tarafından yürütülmesine karar vermeyetkisi tanınmaktadır. Başkan tarafından görevlendirilen tahkikat hakimi, tahkikatınyürütülmesi ve tamamlanmasıyla ilgili olarak 6100 sayılı Kanunda ve diğer kanunlardamahkemeye ve hakime verilen yetkileri kullanacaktır. Bu kapsamda, duruşma yapabilecek,tarafları isticvap edebilecek, tanık dinleme, bilirkişi incelemesi, keşif icrası gibi tüm deliltoplama işlemlerini yapabilecektir. Bu fıkra, dava öncesi yapılan delil tespiti gibi taleplerhakkında da uygulanabilecektir. Tahkikat hakimi tarafından yürütülen yargılama sırasındageçici hukuki koruma talep edilmesi halinde tahkikat hakimi, bu konuda karar verilmek üzeredosyayı mahkeme heyetine sunacak, konu heyet tarafından karara bağlandıktan sonra tahkikathakimi, tahkikatı yürütmeye devam edecektir.Üçüncü fıkrada, tahkikatın heyetçe yürütüldüğü iş ve davalarda mahkeme başkanınınbazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere üyelerden birini naip hakim olarakgörevlendirebileceği hüküm altına alınmaktadır. Mahkeme başkam keşif ve bilirkişiincelemesi yapılması, tanığın bulunduğu yerde veya mahkemede dinlenmesi gibi bazı tahkikatişlemlerini belirleyerek bu işlemlerin üye hakimlerden birine yaptırılmasına karar verebilir.Bu durumda o üye, naip hakim olarak nitelenir ve naip hakim sadece görevlendirildiğitahkikat işlem ya da işlemlerini yapar. Naip hakim, görevlendirildiği tahkikat işleminitamamladığında, dosyayı, tahkikata devam edilmek üzere heyete tevdi eder.Dördüncü fıkrayla, mahkeme başkanının mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli birşekilde çalışmasını sağlayacağı ve bu yolda uygun göreceği önlemleri alacağı hükmebağlanmaktadır.

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 20.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 186

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Sözlü yargılama

MADDE 186- (1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir.

(2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Sözlü yargılama

MADDE 186- (1) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez.

(2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 186 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Düzenlemeyle, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçilmesi kural halinegetirilmekte, ancak taraflardan birinin talebi üzerine sözlü yargılamanın icrası için ikihaftadan az olmamak üzere duruşmanın ertelenebileceği hüküm altına alınmaktadır. Budurumda usul ekonomisi dikkate alınarak taraflara ayrıca duruşma gününü bildirir davetiyegönderilmeyeceği hükme bağlanmaktadır. Teklifle, Kanunun 147 nci maddesinde yapılandeğişiklikle ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tarafların tahkikat ve sözlüyargılama için duruşmaya davet edilmesi öngörülmekte; davetiyede tahkikatın sona erdiğiduruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesihalinde ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve tarafların yokluklarında hüküm verileceğihususlarının ihtar edilmesi hüküm altına alınmaktadır. Düzenlemenin, teklifle 147 ncimaddede yapılması öngörülen değişiklikle birlikte değerlendirilmesi gerekir. 147 nci maddeuyarınca yapılması öngörülen ihtar sebebiyle tarafların hukuki dinlenilme hakkınınzedelenmeyeceği değerlendirilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 21.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 206

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İmza atamayanların durumu

MADDE 206- (1) İmzaatamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır.

(2) İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir.

(3) Yukarıda belirtilen hükümler dairesinde noterlerce düzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç, vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaz.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İmza atamayanların durumu

MADDE 206- (1) Okuma ve yazma bilmediği için imzaatamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır.

(2) Okuma ve yazma bildiği halde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senetniteliğinitaşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır.

(3) İmza atamayan kimselerin, cüzdanla iş yapmayı usul edinmiş kuruluşlarla olan işlemlerde kullanacakları mühür, kazınmış imza, işaret veya parmak izinin, işlemin başlangıcında hesap defterine veya cüzdanına basılmış olması veya önceden noterde bir örneği saklanmak üzere onanmış bulunması yeterli olup, her işlemde ayrıca onamaya bağlı değildir.

(4) Yukarıda belirtilen hükümler dairesinde noterlerceonaylanacak veyadüzenlenecek olan senetler için ilgilisinden harç, vergi ve değerli kâğıt bedeli alınmaz.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 206 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Değişiklikle, imza atamayanların yapacağı hukuki işlemlere ilişkin senetlerin ne şekildetanzim edileceği hususu yeniden düzenlenmektedir. İmza atamayanlar; okuma ve yazmabilenler ve bilmeyenler olarak iki grupta mütalaa edilerek bunların; mühür veya bir alet ya daparmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğinitaşıyabilmesi, okuma ve yazma bilmeyenler bakımından noterler tarafından düzenlemebiçiminde oluşturulması; okuma ve yazma bilenler bakımından ıse noterler tarafındanonaylanmasışartına bağlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 22.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 215 (başlığıyla beraber)

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Belgelerin halefler aleyhine kullanılması

MADDE 215- (1) Bir kimsenin aleyhine delil olarak kullanılabilecek belgeler, o kimsenin halefleri aleyhine de delil teşkil eder.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Belgelerin halefler aleyhine kullanılması ve adi senetlerin üçüncü kişiler için hüküm ifade etmesi

MADDE 215- (1) Bir kimsenin aleyhine delil olarak kullanılabilecek belgeler, o kimsenin halefleri aleyhine de delil teşkil eder.

(2) Bir adi senet bakımından, kendisine ibraz olunduğu noter veya yetkili memur tarafından usulüne uygun olarak onaylanmış ise ibraz tarihi, resmi bir işleme konu olmuşsa işlem tarihi, imza edenlerden biri ölmüşse ölüm tarihi, imza edenlerden birinin imza etmesine fiilen imkan kalmamışsa bu imkanı ortadan kaldıran olayın meydana geldiği tarih üçüncü kişiler hakkında da hüküm ifade eder. Adi senette bahsedilen diğer senetlerin tarihleri, üçüncü kişiler hakkında ancak son senet tarihinin onaylanmış olduğunun kabul edildiği tarihte hüküm ifade eder.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, belgelerin halefler aleyhine kullanılmasını düzenleyenKanunun 215 inci maddesinde değişiklik yapılmakta, adi senetlerin üçüncü kişiler için hükümifade etmesine ilişkin esaslar madde kapsamına dahil edilmekte ve madde başlığı da bunagöre revize edilmektedir. Yapılan düzenlemede, 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanununun 299 uncu maddesinin ikinci fıkrası esas alınmaktadır. Buna göreadi senet, notere veya yetkili memura ibraz edilerek noter ya da yetkili memur tarafındanusulüne uygun olarak onaylanmışsa ibraz tarihinde; resmi bir işleme konu olmuşsa işlemtarihinde; imza edenlerden biri ölmüşse ölüm tarihinde; imza edenlerden birinin yeniden imzaatmasına fiilen imkan kalmamışsa bu imkansızlığın gerçekleştiği tarihte, üçüncü kişilerbakımından hüküm ifade edecektir. Adi senedin içeriğinde bahsedilen başka senetlerintarihleri de ancak son senet tarihinin onaylanmış sayıldığı tarihte üçüncü kişiler hakkındahüküm ifade edecektir. Bu düzenlemeyle, uygulamadaki tereddütlerin ortadan kalkacağıdüşünülmektedir. Adi senetlerin üçüncü kişiler bakımından hangi tarihten itibaren hükümifade edeceğine ilişkin açık bir düzenlemenin yapılması, hukuki işlem güvenliği, üçüncükişilerin hukukunun korunması ve ispat hukuku açısından gerekli görülmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 23.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 222

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması

MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesiyahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması

MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesiyahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgilihususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarakkullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliğ ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların "ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi" hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak

kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan "ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi" durumunun yerine, "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır.

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 24.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 281

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Bilirkişi raporuna itiraz

MADDE 281- (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.

(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.

(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Bilirkişi raporuna itiraz

MADDE 281- (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkansız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi halinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.

(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.

(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun bilirkişi raporuna itirazı düzenleyen 281 incimaddesinde değişiklik yapılmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında bilirkişi raporununtebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde tarafların rapora itiraz kapsamında, raporda eksikgörülen hususların tamamlattırılmasını, raporda belirsizlik gösteren hususlarınaçıklattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleribelirtilmektedir. Ancak uygulamada iki haftalık sürenin, bilirkişi raporunun incelenmesi veyukarıda bahsedilen taleplerin hazırlanması bakımından yetersiz olduğu şikayeti dilegetirilmektedir. Bu nedenle maddede belirtilen ve bilirkişi raporuna itiraz niteliğinde olantaleplerin iki haftalık süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkansız olması ya da özelyahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi durumunda tarafların, itiraz süresi içinde mahkemedenek süre isteyebilecekleri hükme bağlanmaktadır. Yapılan düzenlemeye göre ek süre, itirazsüresinin son gününden itibaren işlemeye başlayacak ve iki haftayı geçmeyecek şekilde birkez verilebilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 25.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 290

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Keşfin yapılması

MADDE 290- (1) Keşfin yeri ve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır.

(2) Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenir. Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa eklenir.

(3) Mahkeme, bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama da yaptırabilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Keşfin yapılması

MADDE 290- (1) Keşfin yeri, kapsamıve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır.

(2) Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenir. Tutanağa, hakimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri de yazılır.Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa eklenir.

(3) Mahkeme, bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama da yaptırabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, keşfin yapılmasına ilişkin Kanunun 290 ıncı maddesindedeğişiklikler yapılmaktadır.Birinci fıkraya eklenen ibareyle, keşfin kapsamının mahkeme tarafından belirleneceğihükme bağlanmaktadır. Böylelikle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne yönelikincelemelerin yapılması, uyuşmazlığın çözümüne herhangi bir etkisi olmayan gereksizincelemelerin yapılmaması ve bu mahiyetteki bilgilerin dosyaya girmemesi sağlanmışolacaktır.İkinci fıkraya eklenen cümleyle, hakimin keşif tutanağına keşif konusu ve mahalliyleilgili gözlemlerini yazacağı hükme bağlanmaktadır. Hakimin keşif konusu ve mahallineilişkin gözlemlerini keşif tutanağına aktarması, keşfi yapan hakimin veya daha sonra dosyayıele alacak hakim ya da hakimlerin bilirkişi raporunu denetlemesini kolaylaştıracaktır. Öteyandan bu düzenleme toplu mahkemelerde keşfe katılmayan hakimlerin keşif konusu vemahalli hususunda aydınlatılmasını sağlayacaktır. Bu sayede keşif konusu ve mahallinigörmeyen ve kanun yolu incelemesinde kararı denetleyen hakimlerin yapacakları incelemekolaylaşacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 26.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Beşinci Kısmının İkinci Bölümünün Başlığı Değiştirilmiştir.

Başlığındeğişikliktenöncekihali:

 

Hükmün Tashihi ve Tavzihi

Başlığındeğişikliktensonrakihali:

 

Hükmün Tashihi, Tavzihi ve Tamamlanması

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun Beşinci Kısmının İkinci Bölümüne "hükmüntamamlanması"na ilişkin 305/ A maddesi eklendiğinden bölüm başlığı buna uygun olarakdüzeltilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 27.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

Kanuna Hükmün tamamlanması başlıklı 305/A maddesi eklenmektedir.

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hükmün tamamlanması

MADDE 305/A- (1) Taraflardan her biri, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanuna 305/A maddesi eklenmektedir. Uygulamada, esashakkında hüküm verildikten sonra çeşitli sebeplerden dolayı taleplerden bir veya birkaçıhakkında karar verilmediği görülmektedir. Kanunun mevcut hükümlerine göre, dava konusuolup talepte yer alan ancak hükümde yer verilmeyen bir hususun hükme eklenmesi ancakkanun yolunda ileri sürülebilmektedir. Düzenlemeyle, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ayiçinde tarafların başvurmasışartıyla yargılamada ileri sürülen veya mahkemece kendiliğindenhükme geçirilmesi gereken ancak hüküm verilmeyen talepler hakkında mahkemece ek kararverilmesi açıkça hüküm altına alınmaktadır. Bu kararlara karşı kanun yolunabaşvurulabilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 28.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 306 (başlığıyla beraber)

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Tavzih talebi ve usulü

MADDE 306- (1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.

(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.

(3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü

MADDE 306- (1) Tavzihveya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzihveya tamamlamatalebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.

(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.

(3) Mahkeme tavzihveya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 306 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Düzenlemeyle, teklifle Kanuna eklenen 305/ A maddesiyle hükmün tamamlanması kurumugetirildiğinden bu düzenlemeye uyum sağlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 29.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 310

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Feragat ve kabulün zamanı

MADDE 310- (1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Feragat ve kabulün zamanı

MADDE 310- (1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.

(2) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun

yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece

mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar

verilir.

(3) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra

yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek

karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 31 O uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Maddeye eklenen ikinci fıkrada feragat veya kabulün, ilk derece mahkemesi veya bölgeadliye mahkemesince hükmün verilmesinden, bir başka ifadeyle anılan mahkemelerindosyadan el çekmelerinden sonra yapılması hali düzenlenmektedir. Bu durumda hükümaleyhine taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, hükmü veren ilk derece mahkemesiveya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek bir karar verileceği vedosyanın kanun yolu incelemesi için ilgili merciye gönderilmeyeceği hüküm altınaalınmaktadır.Maddeye eklenen üçüncü fıkrada ise feragat veya kabulün dosyanın temyiz

incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması halinde Yargıtay'ın temyiz incelemesiyapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda karar verilmek üzere hükmü verenmahkemeye göndermesi gerektiği hüküm altına alınmaktadır. Düzenlemeyle, mevcuthükümden kaynaklanan ve feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra gerçekleşmesihalinde yapılan farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Yargıtay'ın,davaya son veren taraf işlemleri olan feragat ve kabulün kanun yolu süresi içinde yapılmasıhalinde, hükmü veren mahkemenin davadan el çekmiş olması sebebiyle dava hakkında birkarar veremeyeceği, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmesi gerektiğişeklindeki içtihadı ile feragat veya kabulün dosya Yargıtay'da iken yapılması halinde kararınbozularak gerekli kararın verilmesi için dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesiyönündeki içtihadından kaynaklanan usul ekonomisine aykırılığın da önüne geçilmesihedeflenmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 30.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 314

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Sulhun zamanı

MADDE 314- (1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Sulhun zamanı

MADDE 314- (1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.

(2) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna

başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi

veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.

(3) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay

temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren

mahkemeye gönderir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 314 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Kanunun sulhun zamanım düzenleyen 314 üncü maddesine, Teklifle Kanunun 310 uncumaddesine eklenen fıkralarla uyumlu olmak üzere ve aynı gerekçelerle iki fıkra ilaveedilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 31.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 317

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Dilekçelerin verilmesi

MADDE 317- (1) Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur.

(2) Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsusve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Dilekçelerin verilmesi

MADDE 317- (1) Dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur.

(2) Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 317 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Hükümle, ek cevap süresinin hangi andan başlayacağı hususu açıkça düzenlenmektedir.Uygulamada cevap dilekçesinin iki haftalık süre içinde hazırlanmasının çok zor yahutimkansız olduğu durumlarda, davalının ek süre talebinde bulunması halinde verilecek eksürenin başlangıç tarihi konusunda uygulamada duraksama bulunmaktadır. Yapılandüzenlemeyle, ek sürenin iki haftalık cevap süresinin son gününden itibaren işlemeyebaşlayacağı hüküm altına alınmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 32.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 323

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Yargılama Giderleri

Yargılama giderlerinin kapsamı

MADDE 323- (1) Yargılama giderleri şunlardır:

a) Celse, karar ve ilam harçları.

b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.

c) Dosya ve sair evrak giderleri.

ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler.

d) Keşif giderleri.

e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Yargılama Giderleri

Yargılama giderlerinin kapsamı

MADDE 323- (1) Yargılama giderleri şunlardır:

a) Başvurma, karar ve ilam harçları.

b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.

c) Dosya ve sair evrak giderleri.

ç) Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler.

d) Keşif giderleri.

e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler.

f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler.

g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri.

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 323 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Bukapsamda celse harcı yargılama giderleri kapsamından çıkarılmaktadır. Zira 492 sayılıHarçlar Kanununun 12 nci maddesinde, usul işleminin ertelenmesine sebebiyet verentarafların veya vekillerinin celse harcının mükellefi olduğu düzenlenmiştir. Buna göre celseharcı bir yargılama gideri olmayıp yaptırım olarak ilgili tarafa yükletilen bir mükellefiyettir.Oluşan tereddütlerin giderilmesi amacıyla, celse harcı yargılama giderleri arasındançıkarılmaktadır. Bu kapsamda birinci fıkranın (a) bendinde yer alan celse harcı kaldırılmaktave bunun yerine başvurma harcı eklenmektedir. Düzenlemeyle, başvurma harcının yargılamagideri olduğu açıklığa kavuşturulmakta ve uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesiamaçlanmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 33.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 331                              

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri

MADDE 331- (1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.

(2) Görevsizlik, yetkisizlik veya göndermekararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.

(3) Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri

MADDE 331- (1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.

(2) Görevsizlik veya yetkisizlik  kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.

(3) Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 331 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Düzenlemeyle, maddenin ikinci fıkrasında yer alan ''veya gönderme" ibareleri, TeklifleKanunun 116 ncı maddesinin birinci fıkrasının ( c) bendinin yürürlükten kaldırılmasınınzorunlu bir sonucu olarak madde metninden çıkarılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 34.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 341

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İstinaf

İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar (1)

MADDE 341- (1) İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.

(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.

(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.

(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İstinaf

İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar (1)

MADDE 341- (1) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:

a) Nihai kararlar.

b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşıverilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.

(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.

(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.

(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.

(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun istinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen341 inci maddesinin birinci fıkrasında değişiklikler yapılarak istinafın kapsamıgenişletilmektedir.Mevcut durumda ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına ve yokluğunda tedbir kararıverilenin itirazı üzerine verilen karara karşı istinaf yolu açık olup yüzüne karşı aleyhindeihtiyati tedbir kararı verilen tarafın bu karara karşı doğrudan veya itiraz üzerine istinaf kanunyoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. Teklifle, 391 inci maddede yapılan değişiklikleyüzüne karşı aleyhinde ihtiyati tedbir kararı verilen tarafa da bu karara karşı doğrudan istinafkanun yoluna başvurma imkanı tanınmaktadır. Yine Teklifle, 2004 sayılıİcra ve İflasKanunun 258 inci maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılarak, kendisi dinlenerekaleyhine ihtiyati haciz kararı verilen tarafın istinaf kanun yoluna başvurabileceğidüzenlenmektedir. Bu kapsamda 341 inci maddenin birinci fıkrası revize edilmekte ve istinafkanun yoluna başvurma imkanım veren bu hal metne işlenmektedir. Yapılan değişiklikleözetle, aleyhine ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilen taraf; bu karar yüzüne karşıverilmişse doğrudan istinaf kanun yoluna başvurabilecek; yokluğunda verilmişse önceliklekararı veren mahkemeye itiraz edebilecek ve itirazın reddi durumunda istinaf kanun yolunabaşvurabilecektir.

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 35.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 353/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Duruşma yapılmadan verilecek kararlar

MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;

a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:

1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.

(…)

6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması.

b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;

1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,

(…)

3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında,

duruşma yapılmadan karar verilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Duruşma yapılmadan verilecek kararlar

MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;

a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:

1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.

(…)

6) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.

b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;

1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,

(…)

3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veyayeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun duruşma yapılmadan verilecek kararlara ilişkin 353 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Birinci fıkranın (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan "delillerin hiçbiri toplanmadan" ve "deliller hiç değerlendirilmeden" ibarelerinin uygulamada düzenlemenin amacına uygun olmayan bir yorumla hatalı uygulamalara ve bir takım sorunlara sebebiyet verdiği müşahede edilmiştir. Yapılan düzenlemeyle, "delillerin hiçbiri toplanmadan" ibaresi "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış" şeklinde, "deliller hiç değerlendirilmeden" ibaresi ise "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olması" şeklinde değiştirilmektedir. Yine bende ''talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hali de eklenmektedir. Düzenlemeyle, söz konusu hatalı uygulamaların ve sorunların giderilmesi amaçlanmaktadır. Birinci fıkranın (b) bendinin (3) numaralı alt bendinin mevcut halinde yargılamada bulunan eksikliklerin duruşma yapılmaksızın tamamlanması halinde "başvurunun esastan reddine" karar verilebilmesi imkanı bulunmamaktadır. Düzenlemeyle eksikliğin duruşma yapılmaksızın giderilmesi neticesinde başvurunun esastan reddine kanaat getirilmiş olması halinde bu yönde karar verilmesi imkanı getirilmektedir.

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 36.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 356 (başlığıyla beraber)

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Duruşma yapılmasına karar verilmesi

MADDE 356- (1) 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında inceleme, duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ edilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Duruşma yapılması ve karar verilmesi

MADDE 356- (1) 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında inceleme, duruşmalı olarak yapılır. Bu durumda duruşma günü taraflara tebliğ edilir.

(2) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararları verir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 356 ncı maddesinde yapılan değişiklikle istinafyargılamasında incelemenin duruşmalı olarak yapılması halinde bölge adliye mahkemesininvereceği kararlar açıkça düzenlenmektedir. Kanunun 352 ve 353 üncü maddelerinde istinafincelemesinin duruşmasız olarak yapılacağı haller düzenlenmiştir. Bu haller haricinde bölgeadliye mahkemesi istinaf incelemesini duruşmalı olarak yapacaktır. Bölge adliyemahkemesinin incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar vermesinden sonra 352 nciveya 353 üncü maddelerde belirtilen hallerin mevcudiyetinin tespiti halinde ne şekilde kararvereceği konusunda Kanunun mevcut halinde açık bir hüküm bulunmamaktadır. Uygulamadaduruşma açılmasından sonra istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile 352 nci ve 353 üncümaddelerdeki hallerde gerekli kararların verilip verilemeyeceğine ilişkin tereddütleroluştuğundan bölge adliye mahkemeleri arasında çelişkili kararlar verilmektedir.Uygulamanın yeknesaklaştırılması ve durumun açıklığa kavuşturulması için 356 ncı maddeyeikinci fıkra eklenmekte ve madde başlığı da buna uygun olarak değiştirilmektedir.Düzenlemeyle, incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmesinden sonra 352 ve353 üncü maddeler de dahil olmak üzere bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastanreddine karar vermesine açıkça imkan sağlanmaktadır. Böylelikle; bölge adliye mahkemesiistinaf yargılamasının her aşamasında istinaf incelemesinin gerektirdiği her türlü kararıverebilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 37.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 358

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Duruşmaya gelinmemesi ve giderlerin ödenmemesi

MADDE 358- (1) Duruşmalı olarak incelenen işlerde taraflara çıkartılan davetiyelerde, duruşmada hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak karar verileceği hususu ile başvuran tarafa çıkartılacak davetiyede, ayrıca, yapılacak tahkikatla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince belirlenen gideri duruşma gününe kadaravans olarak yatırması gerektiği açıkça belirtilir.

(2) Başvuran, kabul edilebilir bir mazerete dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirdiği takdirde, yeni bir duruşma günü tayin edilerek taraflara bildirilir.

(3) Başvuran mazeretsiz olarak duruşmalara katılmadığı veya tahkikatla ilgili giderler süresi içinde yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir. Şu kadar ki, öngörülen tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hâllerde başvuru reddedilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Duruşmaya gelinmemesi ve giderlerin ödenmemesi

MADDE 358- (1) Duruşmalı olarak incelenen işlerde taraflara çıkartılan davetiyelerde, duruşmada hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak karar verileceği hususu ile başvuran tarafa çıkartılacak davetiyede, ayrıca, yapılacak tahkikatla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince belirlenen gideri, iki haftadan az olmamak üzere verilecek kesin süre içindeavans olarak yatırması gerektiği açıkça belirtilir.

(2) Başvuran, kabul edilebilir bir mazerete dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirdiği takdirde, yeni bir duruşma günü tayin edilerek taraflara bildirilir.

(3) Belirlenen giderin, verilen kesin süre içinde yatırılmış olması kaydıyla, taraflar mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadıkları takdirde tahkikat yokluklarında yapılarak karar verilir. Belirlenen gider, süresi içinde yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir. Şu kadar ki, öngörülen tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hallerde başvuru reddedilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 358 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.358 inci maddenin birinci fıkrasına göre; taraflara, usulüne uygun olarak çağrıldıklarıduruşmaya gelmeseler bile tahkikatın yokluklarında yapılarak karar verileceği, aynca istinafyoluna başvuran tarafa; tahkikat için bölge adliye mahkemesince belirlenen gideri avansolarak yatırması gerektiği açıkça ihtar edilmektedir. Mevcut hükme göre, bölge adliyemahkemesince belirlenen giderin avans olarak duruşma gününe kadar yatırılmasımümkündür. Giderin duruşma gününe kadar yatırılıp yatırılmayacağı bilinemeyeceğinden,giderin yatırılmaması halinde bölge adliye mahkemesi duruşma gününe kadar hiçbir tahkikatişlemi yapamamakta ve bu durum istinaf yargılamasının uzamasına neden olmaktadır.Düzenlemeyle; belirlenen giderin, bu konudaki ihtaratın tebliği tarihinden itibaren ikihaftadan az olmamak üzere verilecek kesin süre içinde yatırılabileceği hüküm altınaalınmaktadır. Böylece bölge adliye mahkemesinin, duruşmadan önce bazı tahkikat işlemleriniyapabilmesi ve duruşmaya eksiksiz olarak hazırlanabilmesi mümkün hale getirilerek istinafyargılamasının hızlı ve etkin bir şekilde yapılması sağlanmış olacaktır.Maddenin üçüncü fıkrasının mevcut lafzı; istinaf yoluna başvuranın, gideri avansolarak yatırmasına rağmen duruşmalara gelmemesi halinde, tahkikata devam edilemeyeceğive dosyanın mevcut durumuna göre karar verileceği anlamının çıkarılmasına müsaittir.Ancak, Kanun bir bütün olarak değerlendirildiğinde, giderin avans olarak yatırıldığıdurumlarda, istinafa başvuran duruşmaya katılmasa bile, istinaf mahkemesinin başvuranınyokluğunda tahkikat işlemlerini yaparak incelemeyi sonuçlandırması daha uygun olacaktır.Bölge adliye mahkemelerinin genel uygulaması da bu yönde olmakla birlikte, uygulamada bukonuda tereddütler de yaşanmaktadır. Düzenlemeyle maddenin üçüncü fıkrasında değişiklikyapılarak istinaf kanun yoluna başvuran tarafın, belirlenen gideri avans olarak yatırmasıhalinde, duruşmaya gelmese dahi bölge adliye mahkemesinin tahkikatı tamamlayarak sonucagöre karar vereceği açıkça hüküm altına alınmaktadır. Böylece, birinci fıkradaki ihtaratıniçeriği ile uyum sağlanarak üçüncü fıkranın lafzından kaynaklanan tereddütlergiderilmektedir.

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 38.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 359

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Karar ve tebliği

MADDE 359- (1) Karar aşağıdaki hususları içerir:

a)Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları.

(…)

ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

(3) (Ek: 20/7/2017-7035/30 md.)Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Karar ve tebliği

MADDE 359- (1) Karar aşağıdaki hususları içerir:

a)Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları.

(…)

ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

(3) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.

(4) (Ek: 20/7/2017-7035/30 md.)Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 359 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Maddeye eklenen üçüncü fıkrayla, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesihalinde, bölge adliye mahkemesi, kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve retsebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekleyetinebilecektir. Böylece istinaf sebepleriyle sınırlı inceleme yapan bölge adliyemahkemesinin belirtilen fıkraya göre verdiği kararların gerekçesinde istinaf sebeplerinikarşılaması ve bu kapsamda bir gerekçe yazması yeterli olacaktır. Zira istinaf talebinin reddikararıyla ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı doğrulanmış olacaktır. Bu şekilde hukukigüvenlik açısından gerekli olmayan unsurları kararında göstermek zorunluluğundankaynaklanan emek ve zaman kaybı önlenecektir.Uygulamada bölge adliye mahkemesince verilen kararların resen tebliğ edilipedilmeyeceği hususunda tereddüt oluşmuştur. Maddenin üçüncü fıkrasında yapılandeğişiklikle, oluşan tereddütlerin giderilmesi için bölge adliye mahkemesince verilenkararların resen tebliğ edileceği açıkça ifade edilmiştir. Buna göre bölge adliyemahkemesinin, verildiği anda kesin olan kararları ilk derece mahkemesince, temyizi kabilkararları ise kararı veren bölge adliye mahkemesince resen tebliğe çıkarılacaktır.

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 39.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 362

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Temyiz edilemeyen kararlar

MADDE 362- (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:

a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar.

b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar.

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.

ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.

d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar.

e) Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar.

f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar.

(2) Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Temyiz edilemeyen kararlar

MADDE 362- (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz:

a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar.

b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmak üzere 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar.

c) Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar.

ç) Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.

d) Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar.

e) Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar.

f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar.

g) 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar.

(2) Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 362 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Birinci fıkranın ( c) bendinde yapılan değişiklikle, Kanunda terim birliğini sağlamakamacıyla "merci tayinine" ibaresi "yargı yeri belirlenmesi" şeklinde düzeltilmektedir. Ayrıcailk derece mahkemelerinin yetkiye ve göreve ilişkin kararları hakkındaki hükmün lafzıdüzeltilerek oluşan tereddütler giderilmektedir.Kanunun 353 üncü maddesinde bölge adliye mahkemelerinin hangi hallerde duruşmayapmadan karar vereceği düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamınagiren durumlarda bölge adliye mahkemesi, kararın kaldırılmasına ve davanın yenidengörülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceğibaşka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşmayapmadan kesin olarak karar vermektedir. Hükümden anlaşılacağı üzere bölge adliyemahkemelerinin Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girenkararları kesindir. Fıkraya eklenen yeni (g) bendiyle, 353 üncü madde hükmü ile uyumsağlanarak kanunun bütünlüğünün korunması amacıyla 353 üncü maddenin birinci fıkrasının(a) bendi kapsamında verilen kararların temyiz edilemeyeceği açıkça hüküm altınaalınmaktadır.

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 40.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 391

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İhtiyati tedbir kararı

MADDE 391- (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.

(2) İhtiyati tedbir kararında;

a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,

c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği,

ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği,

yazılır.

(3) İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İhtiyati tedbir kararı

MADDE 391- (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.

(2) İhtiyati tedbir kararında;

a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,

c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği,

ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği,

yazılır.

(3) İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir. Bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun ihtiyati tedbir kararım düzenleyen 391 incimaddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.Kanunun 391 inci maddesinde ihtiyati tedbir kararında bulunması gereken hususlaraçıkça belirlenmiştir. Buna göre tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delilleredayandığı verilecek ihtiyati tedbir kararında belirtilecektir. Ancak ihtiyati tedbir talebininreddi kararına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta, bu husus uygulamada tedbir talebininreddi kararlarının gerekçesiz olarak verilmesine neden olmaktadır. Yapılan değişiklikle,ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın da gerekçeli olacağı hükme bağlanarak bukonuda yaşanan sorun giderilmektedir.Kanunun 394 üncü maddesinde karşı taraf dinlenmeden verilen ihtiyati tedbirkararlarına karşı, öncelikle kararı veren mahkemeye itiraz edilebileceği, itirazın reddi halindekanun yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak yüzüne karşı aleyhine ihtiyatitedbir kararı verilen tarafın, bu karara karşı itiraz veya kanun yoluna başvurma imkanım düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durum hakkaniyete aykırı ve hak aramahürriyetini ihlal eden uygulamalara sebebiyet vermektedir. Düzenlemeyle, yüzüne karşıaleyhinde ihtiyati tedbir kararı verilen tarafa da kanun yoluna başvurma imkanı tanınarakyaşanan sorunların önlenmesi amaçlanmaktadır. Düzenleme, Teklifle değiştirilen 341 incimaddeyle de uyumludur.

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 41.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 393/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İhtiyati tedbir kararının uygulanması

MADDE 393- (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihtenitibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İhtiyati tedbir kararının uygulanması

MADDE 393- (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğindenitibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 393 üncü maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, ihtiyati tedbir kararlarının uygulanmasını talep etmesüresinin, kararın tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren işlemeye başlayacağıhüküm altına alınmaktadır. Mevcut durumda, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasını talepetmek için öngörülen bir haftalık süre, ihtiyati tedbir kararının verildiği tarihten itibarenişlemeye başlamaktadır. Bu hüküm özellikle dava açılmadan önce veya celse arasında dosyaüzerinden ya da istinaf incelemesinde yine dosya üzerinden ihtiyati tedbire karar verilmesihallerinde, kararın geç öğrenilmesi nedeniyle hak kayıplarının yaşanmasına neden olmaktadır.Düzenlemeyle, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının, bu kararın tedbir isteyen tarafatefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edileceği hüküm altına alınarak, ihtiyatitedbir kurumundan beklenen faydanın daha etkin bir şekilde sağlanması ve hak kayıplarınınönlenmesi amaçlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 42.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 394

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz

MADDE 394- (1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.

(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.

(…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz

MADDE 394- (1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.

(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir.Esas hakkında dava açıldıktan sonra yapılan itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun ihtiyati tedbir kararına karşı itirazı düzenleyen 394üncü maddesinin ikinci fıkrasına cümle eklenmektedir. İhtiyati tedbir kararının uygulanmasısırasında ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak yapılanitirazların, dava açılmayan ancak ihtiyati tedbir kararını veren mahkemeye mi yoksa esashakkında dava açılan mahkemeye mi yapılacağı konusunda Kanunda açık bir düzenlemebulunmamaktadır. Uygulamada genellikle ihtiyati tedbir kararını veren mahkemede esashakkındaki yargılama görülmemektedir. Özellikle dava açıldıktan sonra ihtiyati tedbireyönelik itirazların esas davaya bakmayan mahkemece incelenmesinde bir hukuki yararbulunmamaktadır. Oluşan tereddütlerin giderilmesi ve dava açıldıktan sonra esas yargılamayıyapan mahkemenin ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazları da inceleyebilmesi amacıyla, esashakkında dava açıldıktan sonra itirazlar hakkında bu davaya bakan mahkemece karar

verileceği hükme bağlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 43.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 398

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Tedbire muhalefetin cezası

MADDE 398- (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Tedbire muhalefetin cezası

MADDE 398- (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayet edilmesi üzerine, altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.

(2) Şikayet olunana, şikayet dilekçesi ile birlikte duruşma gün ve saatini bildiren davetiye gönderilir. Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi ve duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam olunarak karar verileceği ihtar edilir.

(3) Mahkeme duruşmaya gelen şikayet olunana, 5271 sayılı Kanunun 147 inci maddesinde belirtilen haklarım hatırlatarak savunmasını alır.

(4) Mahkeme, dosyadaki delilleri değerlendirerek gerekli araştırmayı yapar. Yargılama sonunda şikayet olunanın ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymadığı veya tedbir kararına aykırı davrandığı tespit edilirse, birinci fıkra uyarınca disiplin hapsi ile cezalandırılmasına; aksi takdirde şikayetin reddine karar verilir.

(5) Taraflar, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde karara itiraz edebilir. İtirazı, o yerde hükmü veren mahkemenin birden fazla dairesinin bulunması halinde, numara olarak kendisinden sonra gelen daire; son numaralı daire için bir numaralı daire; o yerde hükmü veren mahkemenin tek dairesi bulunması halinde en yakın yerdeki aynı düzey ve sıfattaki mahkeme inceler.

(6) İtiraz merci, bir hafta içinde kararım verir. Merci, itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

(7) Bu madde uyarınca verilen disiplin hapsi kararları kesinleşmeden infaz edilemez. Kesinleşen kararların infazı Cumhuriyet başsavcılığınca yapılır.

(8) Tedbir kararına aykırı davranışın sona ermesi veya tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi ya da şikayetten vazgeçilmesi halinde, dava ve bütün sonuçlarıyla beraber ceza düşer.

(9) Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 398 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, Anayasa Mahkemesinin 11/7/2018 tarihli ve2018/1 E. 2018/83 K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Maddeyle, iptal kararında belirtilengerekçeler doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır. Bu kapsamda; ihtiyati tedbire muhalefetteşkil eden eylemlere ilişkin yargılama usulü, şikayet olunanın hakları, yargılama sonucundaverilecek karar türleri, karara karşı itiraz süresi ve itiraz merci, kararın kesinleşmesidurumunda infazı yerine getirecek makam ve cezanın düşeceği hallere ilişkin usul ve esaslarayrıntılı bir şekilde düzenlenmektedir.

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 44.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 402

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Delil tespiti talebi ve karar

MADDE 402- (1) Delil tespiti talebi dilekçeyle yapılır. Dilekçede tespiti istenen vakıa, tanıklara veya bilirkişilere sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen kişinin ad, soyad ve adresi yer alır. Tespit talebinde bulunan, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır.

(2) Mahkeme tarafından belirlenen tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz.

(3) Tespit talebi mahkemece haklı bulunursa karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda ayrıca, delil tespitinin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespitin icrası esnasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Delil tespiti talebi ve karar

MADDE 402- (1) Delil tespiti talebi dilekçeyle yapılır. Dilekçede tespiti istenen vakıa, tanıklara veya bilirkişilere sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen kişinin ad, soyad ve adresi yer alır. Tespit talebinde bulunan, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır.

(2) Mahkeme tarafından belirlenen tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz.

(3) Tespit talebi mahkemece haklı bulunursa karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda ayrıca, delil tespitinin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespitin icrası esnasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilir.

(4) Tespitin yapılmasından sonra, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı tarafa resen tebliğ olunur.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 402 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Maddeye eklenen fıkrayla, delil tespitinin yapılmasından sonra tespit tutanağı ve varsabilirkişi raporunun bir örneğinin mahkemece karşı tarafa resen tebliğ olunacağıdüzenlenmektedir. Böylece hem mahkemece yapılan delil tespiti işlemiyle ilgili olaraktarafların bilgi sahibi olması sağlanacak hem de fıkrada düzenlenen konularda açık bir hükümbulunmamasından kaynaklanabilecek sorunlar giderilebilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 45.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 436

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması

MADDE 436- (1) Hakem kararlarında;

a) Kararı veren hakem veya hakem kurulu üyelerinin ad ve soyadları,

(..)

f) Kararı veren hakem veya hakem kurulu üyelerinin tamamı veya çoğunluğunun imzaları ve karara eklenmiş ise karşı oy yazısı, gösterilir.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, hakem veya hakem kurulu kısmi kararlar verebilir.

(3) Hakem kararı, hakem veya hakem kurulu başkanı tarafından taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması

MADDE 436- (1) Hakem kararlarında;

a) Kararı veren hakem veya hakem kurulu üyelerinin ad ve soyadları,

(..)

f) Kararı veren hakem veya hakem kurulu üyelerinin tamamı veya çoğunluğunun imzaları ve karara eklenmiş ise karşı oy yazısı, gösterilir.

(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, hakem veya hakem kurulu kısmi kararlar verebilir.

(3) Hakem kararı, hakem, hakem kurulu başkanı veya ilgili tahkim kurumu tarafından taraflara bildirilir. Ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte mahkemeye gönderilir v mahkemece saklanır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun hakem kararının şekli, içeriği ve saklanmasınıdüzenleyen 436 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, bir tahkim kurumubünyesinde yapılan tahkim yargılamalarında hakem tarafından verilen kararın, hakem veyahakem kurulu başkanına ilave olarak ilgili tahkim kurumu tarafından da taraflarabildirilebilmesine imkan verilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 46.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Madde 440/5

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Hakem ücreti

MADDE 440- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, hakemlerin ücreti, dava konusu alacağın miktarı, uyuşmazlığın niteliği ve tahkim yargılamasının süresi dikkate alınarak, hakem veya hakem kurulu ile taraflar arasında kararlaştırılır.

(…)

(5) Hakem kararınındüzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanması hâllerinde ek hakem ücreti ödenmez.

(6) Hakem veya hakem kurulu kararında tahkim yargılamasının giderleri gösterilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hakem ücreti

MADDE 440- (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, hakemlerin ücreti, dava konusu alacağın miktarı, uyuşmazlığın niteliği ve tahkim yargılamasının süresi dikkate alınarak, hakem veya hakem kurulu ile taraflar arasında kararlaştırılır.

(…)

(5) Aksi kararlaştırılmadıkça hakem kararının düzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanması hâllerinde ek hakem ücreti ödenmez.

(6) Hakem veya hakem kurulu kararında tahkim yargılamasının giderleri gösterilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun 440 ıncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Maddenin beşinci fıkrasında hakem kararının düzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanmasıhallerinde ek hakem ücreti ödenmeyeceği düzenlenmiştir. Değişiklikle, bu kuralın aksinintaraflarca kararlaştınlabilmesineimkan tanınmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 47.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Geçici Madde 3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 3 – (Ek: 31/3/2011-6217/30 md.)

(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.

(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görevverilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 3 – (Ek: 31/3/2011-6217/30 md.)

(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/34 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.

(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görevverilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ibare değişikliği yapılmaktadır. 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa istinaf kanun yoluna ilişkin hükümler dercedilmiş ve bu kapsamda tashihi karar yoluna ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun geçici 3 üncü maddesinde, istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin hükümlerin, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçeceği tarihe kadar uygulanmayacağı ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunacağı düzenlenmektedir. Geçici 3 üncü maddede, 2016 yılında yapılan değişiklikle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanması ilkesi kabul edilmiştir. Bu düzenlemeyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında istinaf yolunun uygulanmaması; temyiz ve tashihi karar yolunun uygulanması amaçlanmıştır. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulabilecek; tashihi karar kanun yolu mülga kılındığı için bu yola başvurulamayacaktır. İlk derece mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi talebi konusunda verdiği karar da diğer kararlar gibi kanun yolu incelemesine tabidir. Bu kararların da geçici 3 üncü madde kapsamında bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce veya sonra verilmesine göre tabi olacağı kanun yolu değişecektir. Bir başka ifadeyle, yargılamanın yenilenmesi talebi hakkında ilk derece mahkemesince verilen kabul veya ret kararı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilmişse temyiz ve tashihi karar yoluna; sonra verilmişse istinaf ve temyiz yoluna tabi olacaktır. Geçici 3 üncü maddenin ikinci fıkrasında, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında 1086 sayılı Kanunun 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir. 427 ila 444 üncü maddeler temyiz ve tashihi karar kanun yoluna ilişkin hükümleri; 445 ila 454 üncü maddeler ise yargılamanın yenilenmesine ilişkin hükümleri içermektedir. 6100 sayılı Kanun 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe girerken yargılamanın yenilenmesine ilişkin hükümler de sevk etmiştir. 1/10/2011 tarihinden bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı tarihe kadar geçen sürede vaki yargılamanın yenilenmesi taleplerinin 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca değerlendirileceği kuşkusuzdur. Ancak bu yargılama sonucunda verilen kararın tabi olduğu kanun yolu anlamında geçici 3 üncü maddenin ikinci fıkrasında kıstas alınan tarih önem arz etmektedir. Yoksa bu yargılamanın 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılacağı konusunda kuşku bulunmamaktadır.

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 48.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

2004 sayılıİcra ve İflas Kanunu – Madde 8/a-6

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Elektronik işlemler:

Madde 8/a – (Ek: 2/7/2012-6352/3 md.)

İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.

(…)

 (Ek fıkra:6/12/2018-7155/10 md.) Alacaklı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla dosya safahat bilgileri ile borçlunun mal, hak veya alacağını elli kuruş karşılığında sorgulayabilir veya sorgulanmasını talep edebilir. Bu miktar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Adalet Bakanlığı yeniden değerleme oranında artırılan ücreti beş katına kadar artırmaya ve azaltmaya ayrıca gün ve dosya esaslı olmak üzere belirli sayıdaki sorgulamayı ücretten istisna tutmaya yetkilidir. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu ücret alınmayacağı gibi alacaklının bir gün içinde aynı dosya üzerinden beş kez yapacağı sorgudan da ücret alınmaz. Bu kapsamda alınacak ücret Adalet Bakanlığının belirleyeceği usule göre tahsil edilir ve takip gideri olarak borçluya yüklenemez.

Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Elektronik işlemler:

Madde 8/a(Ek: 2/7/2012-6352/3 md.)

İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.

(…)

 (Ek fıkra:6/12/2018-7155/10 md.) Alacaklı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla dosya safahat bilgileri ile borçlunun mal, hak veya alacağını elli kuruş karşılığında sorgulayabilir. Bu miktar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Adalet Bakanlığı yeniden değerleme oranında artırılan ücreti beş katına kadar artırmaya ve azaltmaya ayrıca gün ve dosya esaslı olmak üzere belirli sayıdaki sorgulamayı ücretten istisna tutmaya yetkilidir. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu ücret alınmayacağı gibi alacaklının bir gün içinde aynı dosya üzerinden beş kez yapacağı sorgudan da ücret alınmaz. Bu kapsamda alınacak ücret Adalet Bakanlığının belirleyeceği usule göre tahsil edilir ve takip gideri olarak borçluya yüklenemez.

Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 49.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu – Madde 78/1

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

II. HACİZ

Talep Müddeti

Madde 78

Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı refolunduktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı haciz konmasını isteyebilir Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyl borçlunu mal, hak veya alacağı olup olmadığını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda sistem mal, hak veya alacağın mahiyeti ve detayı hakkında bilgi veremez; sadec mal, hak veya alacağın genel olarak olup olmadığı konusunda bilgi verebilir. Borçlunun mal, hak veya alacağının varlığının tespiti hâlinde Ulusal Yargı Ağ Bilişim Sistemi üzerinden de haciz talep edilebilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

II. HACİZ

Talep Müddeti

Madde 78

Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı, haciz konmasını isteyebilir Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyl borçlunun mal, hak veya alacağını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, varsa borçlunun mal, hak veya alacağının mahiyet ve detayı hakkında bilgi verir ve bu durumda sistem üzerinden de haciz talep edilebilir. Bu takdirde icra dairesi, tespit edilen mal, hak veya alacağ elektronik ortamda haczeder. Sorgulama sonunda edinilen bilgiler hukuka aykırı olarak paylaşılamaz. Sorgulama ve haciz işlemlerinin yürütülebilmesi içi kamu kurum veya kuruluşları ile 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşları ve finansa kuruluşlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile kendi sistemleri arasında entegrasyonu sağlar. Sorgulamanın tür, kapsam ve sınırı ile diğer hususlar Adale Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 50.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

2004 sayılıİcra ve İflas Kanunu – Madde 258/3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

İhtiyati haciz kararı

Madde 258 – İhtiyati hacze 50 nci maddeye gore yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.

Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.

İhtiyatî haciz talebinin redid halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

İhtiyati haciz kararı

Madde 258 – İhtiyati hacze 50 nci maddeye gore yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.

Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.

İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 2004 sayılı Kanunun 258 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Teklifle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ve 391 inci maddelerinde yapılan değişikliğe uyum sağlanması amacıyla ve aynı gerekçelerle yapılan bu değişiklikle, ihtiyati haciz kararlarının gerekçeli olarak verilmesi öngörülmekte ve yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 51.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

2575 sayılı Danıştay Kanunu – Geçici Madde 31 eklenmiştir.

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 31 –

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle Danıştay tetkik hâkimliğine yapılacak atamalarda, 11 inci maddenin birinci fıkrasındaki beş yıllık hizmet süresi aranmaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 52.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu – Madde 31

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller

Madde 31 –(1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 05.04.1990 - 3622 S.Kanun/Madde 11)(Değişik cümle: 10.06.1994 - 4001 S.Kanun/Madde 14) Ancak, davanın ihbarı (...) Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır. (Ek cümle: 03.11.2016 - 6754 S.K/Madde 22) Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

(2). Bu Kanun ve yukarıdaki fıkra uyarınca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller

Madde 31 –(1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi,feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 05.04.1990 - 3622 S.Kanun/Madde 11)(Değişik cümle: 10.06.1994 - 4001 S.Kanun/Madde 14) Ancak, davanın ihbarı (...) Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır. (Ek cümle: 03.11.2016 - 6754 S.K/Madde 22) Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

(2). Bu Kanun ve yukarıdaki fıkra uyarınca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 2577 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin birinci fıkrasına ibare eklenmektedir. 2577 sayılı Kanunda dava dosyasının taraflarca ve ilgililerce incelenmesi usulüyle ilgili açık hüküm bulunmamaktadır. Düzenlemeyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi" başlıklı 161 inci maddesinin idari davalar hakkında da uygulanması amaçlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 53.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

3402 sayılı Kadastro Kanunu – Ek Madde 6 eklenmiştir.

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

EK MADDE 6- Kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 3402 sayılı Kanuna madde eklenmektedir. Uygulamada;kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedenedayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosunailişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararların miktar veya değerine göre istinaf veyatemyiz kanun yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili tereddüt bulunmaktadır. Düzenlemeyle,oluşan tereddütlerin giderilmesi amacıyla bu davalarda verilen kararların miktar veya değeridikkate alınmaksızın istinaf veya temyiz incelemesine açık olduğu hükme bağlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 54.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ileBölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun– Madde 5

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Hukuk mahkemelerinin kuruluşu

Madde 5- (1)Hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu gözönünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.

 (2)Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hakimlidir.

(3)Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üçyüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, (...) iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hakimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa gore yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, (...) hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

Ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet halinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan once veya açıldıktan sonar talep edilen ihtiyati haciz ve İhtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hakimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hakimler arasında dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir.

 (…)

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hukuk mahkemelerinin kuruluşu

Madde 5- (1)Hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu gözönünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.

 (2)Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hakimlidir.

(3)Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri beşyüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, (...) iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hakimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa gore yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, (...) hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

Ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Bu iş ve davalarda mahkeme başkanı, belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere üyelerden birini naip hakim olarak görevlendirebilir.Heyet halinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan once veya açıldıktan sonar talep edilen ihtiyati haciz ve İhtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hakimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır. Başkan ve üye hakimler arasında dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir.

(…)

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5235 sayılı Kanunun hukuk mahkemelerinin kuruluşunudüzenleyen 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılmaktadır. Fıkrada yapılanbirinci değişiklikle, ticaret mahkemelerinde tek hakimle görülebilen dava ve işlerin parasalsının "üç yüz bin" Türk lirasından "beşyüz bin" Türk lirasına çıkarılmaktadır.Maddenin mevcut üçüncü fıkrasında, asliye ticaret mahkemelerinin heyet halindebakacakları işler ile bu mahkeme üyelerinin tek başına bakacakları işler belirtilmiştir. Buhükme göre, asliye ticaret mahkemelerinin heyet halinde göreceği davaların ''tüm yargılamasaflıaları"nın heyetçe yürütülmesi ve sonuçlandırılması da düzenlenmiştir. Düzenlemeyle,ticaret mahkemelerinin heyetçe yürüteceği iş ve davalarda mahkeme başkanına, belirli bazıtahkikat işlemlerini yapmak üzere üyelerden birini naip hakim olarak görevlendirebilmesineimkan verilmektedir. Mahkeme başkam keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yapılması,tanığın bulunduğu yerde veya mahkemede dinlenmesi gibi bazı tahkikat işlemlerinibelirleyerek bu işlemlerin üye hakimlerden birine yaptırılmasına karar verebilir. Bu durumdao üye, naip hakim olarak nitelenir ve naip hakim sadece görevlendirildiği tahkikat işlem ya daişlemlerini yapar. Naip hakim, görevlendirildiği tahkikat işlemini tamamladığında, dosyayı,tahkikata devam edilmek üzere heyete tevdi eder.

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 55.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5235 sayılı Adli Yargıİlk Derece Mahkemeleri ileBölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun– Madde 7

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Hukukmahkemelerininyargıçevresi

Madde 7 –(1)Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.

(2)Büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içindeki il ve ilçelerin adı ile anılan sulh veya asliye hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

(3)Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir hukuk mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan hukuk mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Hukukmahkemelerininyargıçevresi

Madde 7 –(1)Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır. Ancak özel kanunlarla kurulanlar da dahil olmak üzere, hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenebilir.

(2)

(3)Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir hukuk mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan hukuk mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5235 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleriile özel kanunlarla kurulan hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarınabakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kuruluncabelirlenebilecektir. Bu yetkiyi sadece büyükşehir belediyesi bulunan iller bakımındandüzenleyen ikinci fıkra yürürlükten kaldırılarak yetkinin, tüm iller için kullanılabilmesiamaçlanmaktadır. Böylece hem büyükşehir statüsündeki illerde hem de diğer illerdeki hukukmahkemelerinde ihtisaslaşmanın sağlanması hedeflenmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 56.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu– Madde 30/16

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Sigortacılıktatahkim

Madde 30 –

(…)

(16) Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur. Aksi halde, uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir. Ancak, bu sure tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir. Hakem, kararını Komisyon müdürüne tevdi eder. (Değişikcümle: 13.06.2012 - 6327 S.K/Madde 58) Komisyon Müdürünce karar en geç üç iş günü içinde taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte Komisyonun bulunduğu yerdeki görevli mahkemeye Gönderilir ve mahkemece saklanır.

(…)

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Sigortacılıktatahkim

Madde 30 –

(…)

(16) Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur. Aksi halde, uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir. Ancak, bu sure tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir. Hakem, kararını Komisyon müdürüne tevdi eder. (Değişikcümle: 13.06.2012 - 6327 S.K/Madde 58) Komisyon Müdürünce karar en geç üç iş günü içinde taraflara bildirilir; aynca kararın aslıdosya ile birlikte Komisyonca saklanır.

(…)

 

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5684 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin onaltıncı fıkrasındadeğişiklik yapılmaktadır. Kanunun mevcut hükmünde hakem tarafından verilen kararınaslının, dosya ile birlikte Sigorta Tahkim Komisyon Müdürünce Komisyonun bulunduğuyerdeki görevli mahkemeye gönderileceği ve mahkemece saklanacağı düzenlenmiştir.Hakemlerce yılda yaklaşık yüz bin kararın verildiği dikkate alındığında dosyanınmahkemelerce saklanması, gereksiz emek ve mesai sarfına neden olduğundan değişiklikle,dosyanın Komisyonca saklanacağı kabul edilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 57.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu– Ek Madde 6

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

EK MADDE 6 - (1) Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak;

a) Alacaklı tarafından bizzat,

b) Alacaklının kanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekalet verdiği avukat vasıtasıyla,

c) Alacaklının bizzat vekalet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla, takip edilebilir. Takip yetkisi, sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar ya da Hesap nezdinde yapılacak işlemleri kapsar.

(2) Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dahil olmak üzere hiç kimseye devredilemez.

(3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa madde eklenmektedir.Uygulamada sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Güvence Hesabından talepedilecek tazminat alacağı kapsamında hak sahibi olanlardan veya bunların mirasçılarındanalınan vekaletname, temsil yetkisi veya alacağın temlikiyle, tazminat alacağıyla ilgili işlemleryapılmaktadır. Bu işlemlerin çoğu zaman ehil olmayan kişiler vasıtasıyla yapılmasıneticesinde hak sahipleri, tazminat alacaklarına tam olarak kavuşamamakta ve buna bağlıolarak hak kayıpları meydana gelebilmektedir. Hükümle, hukuki işlem güvenliği sağlanarakhak sahiplerinin korunması amaçlanmakta ve tazminat alacaklarının takibini yapabilecekkişiler belirlenmektedir. Buna göre tazminat alacağı; alacaklı tarafından bizzat, alacaklınınkanuni temsilcisi veya kanuni temsilcinin bizzat vekalet verdiği avukatı ya da alacaklınınbizzat vekalet verdiği eşi, çocukları, annesi, babası, kardeşleri veya avukatı vasıtasıyla takipedilebilecektir. Bu takip yetkisi, sadece sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlar yadaGüvence Hesabı nezdinde yapılacak işlemleri kapsamaktadır. Tazminat alacağı sadece haksahibine veya avukatına ödenebilecektir. Ayrıca tazminat alacağı birinci fıkrada belirtilenkişiler dahil olmak üzere hiç kimseye devredilemeyecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 58.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu – Madde 4

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

IV – Ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri

1. Genelolarak

Madde 4- (1) Her ikitarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a) Bu Kanunda,

(…)

f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

(2)Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

IV – Ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri

1. Genelolarak

Madde 4- (1) Her ikitarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a) Bu Kanunda,

(…)

f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.

(2)Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beşyüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 6102 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasındadeğişiklik yapılmaktadır. Düzenlemeyle, ticari davalarda uygulanan basit yargılama usulüneilişkin parasal sınır "yüzbin" Türk lirasından "beşyüz" bin Türk lirasına çıkarılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 59.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6502 sayılı Tüketicinin Korunması HakkındaKanun’a 73/A Maddesi eklenmiştir.

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Dava şartı olarak arabuluculuk

MADDE 73/A- (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan once arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz:

a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar.

b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar.

c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar.

ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar.

d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar."

(2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/ A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.

(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmalarıya da anlaşamamaları halinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculukücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hallerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin ek ArabuluculukÜcretTarifesininBirinciKısmınagöreikisaatlikücrettutarımgeçemez.

(4) Arabuluculukfaaliyetisonundaaçılandavanıntüketicilehinesonuçlanmasıhalindearabuluculukücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerinegöredavalıdan tahsil olunarakbütçeyegelirkaydedilir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 6502 sayılı Kanuna 73/ A maddesi eklenmektedir.Düzenlemeyle dava şartı arabuluculuğa tabi uyuşmazlıkların kapsamı genişletilmektedir.Buna göre, tüketici hakem heyetlerinin görevi kapsamında olmayan ve doğrudan tüketicimahkemelerinde açılması gereken davalarda dava şartı arabuluculuk usulünün uygulanmasıkabul edilmektedir. Ancak tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, 73 üncümaddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar, 74 üncü maddede belirtilen davalar ile tüketiciişlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda dava şartıarabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.İkinci fıkrayla, tüketicinin korunması amacıyla, geçerli bir mazeret göstermeksizinarabuluculuk görüşmelerine katılmayan tarafın son tutanakta belirtileceği ve bu tarafın,davada lehine karar verilmiş olsa bile, yargılama giderinin tamamım ödemeye mahkfunedileceğine dair 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/ Amaddesinin onbirinci fıkrası hükmünün tüketici aleyhine uygulanmayacağı düzenlenmektedir.Üçüncü fıkrayla, arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflarkatılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamalarıhalinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretinin tüketicilere ilave yük getirmemesiamacıyla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı ve arabuluculuk ücretinin iki saatlikücret tutarım geçmeyeceği hükme bağlanmaktadır.Dördüncü fıkrayla, tarafların dava şartı olarak arabuluculuk kapsamında anlaşmamasınedeniyle açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması halinde Adalet Bakanlığı tarafındankarşılanan arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü HakkındaKanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedileceğidüzenlenmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 60.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a Geçici Madde 2 eklenmiştir.

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

 

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

GEÇİCİ MADDE 2- (1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 6502 sayılı Kanuna geçici madde eklenmektedir. Teklifle, Kanuna eklenen madde dikkate alınarak geçiş hükmü düzenlenmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 61.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu – Madde 156

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Görevli ve yetkili mahkeme

Madde 156 - (1) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihlive 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine görebelirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye ceza mahkemesince bakılır.

(2) Kurumun bu Kanun hükümlerine gore aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.

(3) Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.

(4) Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması halinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.

(5) Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Sınaimülkiyet hakkı başvurusu veya sınai mülkiyet hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması halinde, dördüncü fıkra hükmü uygulanır.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Görevli ve yetkili mahkeme

Madde 156 -(1) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınaihaklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler,Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hakimli ve asliye mahkemesiderecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargıçevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler veSavcılar Kurulu tarafından belirlenir.

(2) Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemeningörev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar cezamahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere,asliye ceza mahkemesince bakılır. Bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk ve asliye cezamahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın AdaletBakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.

Değişiklik gerekçesi:

 

Maddeyle, 6769 sayılı Kanunun 156 ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır.Birinci fıkrayla, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesinin Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hakimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulacağı ve bu mahkemelerin yargı çevresinin, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirleneceği hükme bağlanmaktadır.İkinci fıkrayla; fikri ve sınai haklar hukuk ve ceza mahkemelerinin kurulmadığı yerlerde ise bu mahkemelerin görev alanına giren dava ve işlere asliye hukuk veya asliye ceza mahkemelerince bakılacağı, bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresinin de il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirleneceği hüküm altına alınmaktadır. Bu düzenlemeler, Kanunda belirtilen dava ve işlere tüm yurtta uzman hakimler tarafından bakılmasına hizmet edecektir.

 

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 62.MADDESİ ile

 

Değişiklik yapılan kanun ve ilgili maddesi:

 

7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun – Madde 8/3

Maddenin değişiklikten önceki hali:

 

Ödeme emrine itiraz edilmemesi veya itirazın hükümden düşürülmesi

Madde 8 –

(1) Ödeme emrine itiraz edilmemesi veya itirazın hükümden düşürülmesine rağmen süresi içinde ödeme yapılmaması hâlinde, alacaklının yetkili icra dairesi nezdinde yapacağı talep üzerine 2004 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca cebrî icraya devam olunur.

(2) İcra müdürü, cebrî icraya devam edilmesi talep edildiğinde; alacağın bu Kanun kapsamında bulunduğunu, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, takibe itiraz edilmediğini veya itirazın hükümden düşürüldüğünü tespit ederse cebrî icra işlemlerine devam eder. Aksi hâlde gerekçesini belirterek talebi reddeder. Verilen kararlara karşı alacaklı veya borçlu şikâyet yoluna başvurabilir.

(3) İkinci fıkra uyarınca cebrî icra işlemlerine devam edilmesinin mümkün olduğu hâllerde, alacaklı avukatı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın UYAP üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağı olup olmadığını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda sistem mal, hak veya alacağın mahiyeti ve detayı hakkında bilgi veremez; sadece mal, hak veya alacağın genel olarak olup olmadığı konusunda bilgi verebilir. Borçlunun mal, hak veya alacağının varlığının tespiti hâlinde UYAP üzerinden de haciz talep edilebilir.

(4) Ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren iki yıl içinde haciz talep edilmezse takip düşer. İtirazın hükümden düşürülmesine ilişkin dava açılması hâlinde davanın açıldığı tarihten hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre hesaba katılmaz.

Maddenin değişiklikten sonraki hali:

 

Ödeme emrine itiraz edilmemesi veya itirazın hükümden düşürülmesi

Madde 8 –

(1) Ödeme emrine itiraz edilmemesi veya itirazın hükümden düşürülmesine rağmen süresi içinde ödeme yapılmaması hâlinde, alacaklının yetkili icra dairesi nezdinde yapacağı talep üzerine 2004 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca cebrî icraya devam olunur.

(2) İcra müdürü, cebrî icraya devam edilmesi talep edildiğinde; alacağın bu Kanun kapsamında bulunduğunu, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, takibe itiraz edilmediğini veya itirazın hükümden düşürüldüğünü tespit ederse cebrî icra işlemlerine devam eder. Aksi hâlde gerekçesini belirterek talebi reddeder. Verilen kararlara karşı alacaklı veya borçlu şikâyet yoluna başvurabilir.

(3) İkinci fıkra uyarınca cebrî icra işlemlerine devam edilmesinin mümkün olduğu hâllerde, alacaklı avukatı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın UYAP üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağı olup olmadığını sorgulayabilir.

(4) Ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren iki yıl içinde haciz talep edilmezse takip düşer. İtirazın hükümden düşürülmesine ilişkin dava açılması hâlinde davanın açıldığı tarihten hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre hesaba katılmaz.

 

Uzman Avukata Hemen Sor !