BOŞANMIŞ BİR ANNEYİM. ÇOCUĞUM BENİM SOYADIMI TAŞIYABİLİR Mİ?

Boşanmış bir kadının evlilik birliği içinde doğmuş çocuğuna evlenmeden önceki soyadının (kızlık soyadının) verilmesi hususu sık karşılaşılmayan bir durum olmakla beraber sorumuzun cevabı olumludur. Gerekli şartlar sağlandığında boşanmış bir kadın, evlilik birliği içinde doğmuş çocuğuna evlenmeden önceki soyadının verilmesini sağlayabilir.

BOŞANMIŞ BİR ANNEYİM. ÇOCUĞUM BENİM SOYADIMI TAŞIYABİLİR Mİ?

Boşanmış bir kadın, evlilik birliği içinde doğmuş çocuğuna evlenmeden önceki soyadının (kızlık soyadının) verilmesini isteyebilir mi?

Boşanmış bir kadının evlilik birliği içinde doğmuş çocuğuna evlenmeden önceki soyadının (kızlık soyadının) verilmesi hususu sık karşılaşılmayan bir durum olmakla beraber sorumuzun cevabı olumludur. Gerekli şartlar sağlandığında boşanmış bir kadın, evlilik birliği içinde doğmuş çocuğuna evlenmeden önceki soyadının verilmesini sağlayabilir. Peki nelerdir bu şartlar?

Şartlar:

  • Hakkında istemde bulunulan ‘’çocuk’’ olmalıdır.

Burada çocuk kavramından anlaşılması gereken yalnızca anadan doğma, soybağı ilişkisi değildir. 22 yaşındaki bir kişi de annesinin çocuğudur. Ancak burada kast edilen hakkında istemde bulunulanın, 18 yaşını doldurmamış veya evlilik, kazai rüşt gibi sebeplerle ergin kılınmamış olmasıdır.

Çocuk ergin olduktan sonra soyadının değiştirilmesini kendisi talep edebilecektir.

  • Çocuğun velayeti anada olmalıdır.

Velayet; 18 yaşını doldurmamış olan çocuklar üzerinde ana ve babanın, boşanma ve diğer hallerde velayet kendisinde olan ebeveynin bakım, eğitim, gözetim hakkı ve yükümlülüğüdür.

Şüphesiz ananın çocuğun soyadı ile ilgili talepte bulunabilmesi için çocuğun velayetinin boşanmanın ardından kendisine bırakılmış olması gerekmektedir. Ananın bu davayı açabilmesini sağlayan temel etken çocuk üzerindeki velayet hakkıdır.

  • Mutlaka soyadının değiştirilmesinde haklı sebep olmalı ve çocuğun üstün yararının bunu gerektirdiği ortaya koyulmalıdır.

Çocuğun soyadının değiştirilmesinin haklı sebebe dayanması ve çocuğun üstün yararının bunu gerektirdiğinin ortaya koyulması şartı, bu davanın esasını teşkil etmekle beraber, en önemli ve ortaya koyulması en güç şartıdır. Zira haklı sebep, çocuğun üstün yararı gibi kavramlardan ne anlaşılacağı kanunlarda açıkça belirtilmemiş, hakimin takdirine bırakılmıştır. O nedenle davaya bakan hakimin bu hususlarda ikna edilmesi, dava dilekçesinde bu kavramların altının sağlam gerekçelerle doldurulması bu hususlarda delil gösterilmesi gerekmektedir.

Ananın velayet hakkı tek başına çocuğun soyadının değiştirilmesinde yeterli görülmemektedir. Yerel mahkemeler ve yüksek mahkemelerin pek çok kararlarında haklı sebep ve çocuğun üstün yararı şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davacı ananın istemini reddettiği görülmektedir. O nedenle haklı sebeplerin varlığı ve çocuğun üstün yararının bunu gerektirdiğinin ispatı tabiri caizse bu davaların bel kemiğidir.

Çocuğun soyadının değiştirilmesi davasının esası hakkında yargı kararları ışığında kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse;

Soyadı Kanunu'nun 4. Maddesindeki ‘’evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği soyadı alır” şeklindeki birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından 2011 yılında iptal edilmesinden sonra velayet kendisine bırakılan ananın, çocuğuna evlenmeden önceki soyadını vermesinin önündeki engel kalkmıştır. Dolayısı ile bu davalar uygulamaya 2011 yılından sonra girmiştir. Yerel mahkemeler bu talepleri anlamakta zorlanmış ve ilk yıllarda dava açanların taleplerini reddetmişlerse de konuyu Anayasa Mahkemesine taşıyan bir davacının haklı bulunması sonucu yerel ve yüksek mahkemeler de yavaş yavaş bakış açılarını değiştirmeye başlamışlardır.

Anayasa Mahkemesi, boşanmış bir annenin velayeti kendisine bırakılmış çocuğuna soyadını verememesinin, Anayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik hakkına, 20. Maddedeki özel hayatın gizliliğine, 41. maddedeki ailenin korunmasına, aile hayatına saygı ilkesine aykırılık teşkil ettiğine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, talebin reddinin Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere de aykırılık teşkil ettiğine dikkat çekmiş,  AİHS’in soyadının korunmasına ilişkin 8. maddesi ve ayrımcılık yasağına ilişkin 14. maddelerinin ihlal edildiğini velayet hakkı kapsamında ana ve baba arasında cinsiyete dayalı bir ayrım oluşturduğunu vurgulamıştır.

Gelinen noktada çocuğun soyadının değiştirilmesi davalarında olumlu sonuç almak nispeten kolaylaşmışsa da yukarıda ifade edildiği gibi esas önemli nokta; çocuğun üstün yararının bulunduğunun ve soyadı değişikliği için haklı sebeplerin oluştuğunun ortaya koyulabilmesidir. Örneğin; babanın çocuğa karşı maddi yükümlülüklerini yerine getirmemesi, çocukla kişisel ilişki kurmaması veya çocuğun sosyal hayatında yaşaması olası sorunlar bu davalarda davacının öne sürebileceği iddialardandır.

Çocuğun soyadının değiştirilmesi davası kime karşı açılır?

Bu davalarda ana, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadının değiştirilmesini talep etmektedir. Davacı ana davayı bulunduğu yer Nüfus Müdürlüğüne karşı açacaktır. Dava sonucunun babayı da etkileyeceğinden bahisle davalı nüfus müdürlüğünün babanın davaya dahil edilmesini talep etmesi mümkündür.

Çocuğun soyadının değiştirilmesi davası zamanaşımına uğrar mı?

Ana bu davayı çocuğun velayeti kendisinde olduğu müddetçe açabilecektir. Bu anlamda ananın talep hakkı zaman bakımından sınırlandırılmamıştır.

Çocuğun soyadının değiştirilmesi davası hangi mahkemede açılır?

Bu davalar sonucu itibari ile nüfus sicilinde değişiklik yarattığından nüfus sicillerinin düzeltilmesine yönelik davalar ile karıştırılmaktadır. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile de sabit olduğu üzere davanın temeli ananın velayet hakkına, aile hukukuna dayandığından görevli mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise HMK’nin yetkiyi düzenleyen hükümlerine göre belirlenir.

Sonuç olarak davacı ana, bulunduğu il Aile Mahkemelerinde İl Nüfus Müdürlüğüne karşı bu davayı açabilecektir.

 

Yukarıda kısaca açıklandığı üzere; boşanmış bir kadının evlilik birliği içinde doğmuş çocuğuna evlenmeden önceki soyadının (kızlık soyadının) verilmesi istem ile dava açması elbette mümkündür. Ancak davanın olumlu sonuçlanması bakımından iddiaların gerekçelendirilmesi, doğru yerlere vurgu yapılması ciddi önem arz etmektedir.  O nedenle bu davaların takibinde uzman avukat yardımı alınması faydalı olacaktır.

 

Detaylı bilgi almak için, yazının sahibi uzman avukatımıza aşağıda bulunan buton aracılığıyla sorunuzu sorabilirsiniz.

Uzman Avukata Hemen Sor !