NAFAKA DAVALARI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuza göre 4 çeşit nafaka düzenlemesi vardır. Bunlar; Yoksulluk nafakası, Tedbir nafakası, İştirak nafakası ve Yardım nafakasıdır.

NAFAKA DAVALARI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER
Nafaka Davaları

NAFAKA DAVALARI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

      4721 sayılı Türk Medeni Kanunumuza göre 4 çeşit nafaka düzenlemesi vardır. Bunlar;

  •            Yoksulluk nafakası,
  •            Tedbir nafakası,
  •            İştirak nafakası,
  •            Yardım nafakasıdır.

YOKSULLUK NAFAKASI

Yoksulluk nafakası, TMK'nın 175, 176, 177 ve 178. maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu nafakaya hükmedilebilmesi için birtakım şartların gerçekleşmesi gerekir.

175.maddeye göre ilk şart, boşanma yüzünden nafakayı talep eden eşin yoksulluğa düşmesidir.

Asgari ücret ve altında geliri bulunanlar yoksul sayılır. Asgari ücret seviyesinde geliri bulunan eş yoksulluk nafakası talebinde bulunabilir: Yani asgari ücret yoksulluk nafakası talep edilmesine mâni değildir.

Nafakaya hükmolunabilmesi için diğer şart, lehine nafaka hükmolunacak eşin kusuru daha ağır olmamalı ya da taraflar eşit kusurlu olmalıdır.

Şayet boşanma davasında kusur değerlendirilmesi yapılmamış ve boşanmanın kesinleşmesinden sonra ayrı dava ile yoksulluk nafakası istenmiş ise, sonradan açılan bu nafaka davasında mahkemece kusur değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.

TMK’nın 176/3. maddesinde de nafakanın kaldırılması veya sona ermesi halleri düzenlenmiştir.

 Nafaka alacaklısı (lehine nafaka hükmolunan) yeniden evlenmiş, taraflardan biri ölmüş ise, davaya gerek kalmadan nafaka kendiliğinden sonra erer.

Alacaklı tarafın evli olmaksızın başka birisi ile fiilen evli gibi birlikte yaşaması, haysiyetsiz hayat sürmesi, yoksullusunun ortadan kalkması hallerinde ise, nafaka borçlusu tarafından dava açılmak sureti ile nafaka kararı kaldırılabilir.

Nafakanın dava yolu ile sona erdirilmesi için uygulamada en sık açılan dava, nafaka alacaklısının yoksulluğunun sona ermesi sonucu nafakanın kaldırılmasına yönelik davadır.

Genelde boşanma davası sonucunda, yoksulluk nafakasına hükmolunur. Daha sonra, nafaka alacaklısı eş, asgari ücretle çalışmaya başlayınca, nafaka borçlusu tarafından yoksulluğun ortadan kalktığı iddiası ile yoksulluk nafakasının kaldırılması talebi ile dava açılmaktadır. Bu durumda Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, asgari ücret yoksulluk nafakası bağlanmasına engel olmadığı gibi tek başına nafakanın kaldırılması sebebi de sayılmaz. Ancak hem nafaka alacaklısı, hem nafaka borçlusu asgari ücretli olarak eşit gelire sahip iseler, çoğun içerisinde azı da vardır kuralı gereğince nafakanın kaldırılması talebi indirmeyi de kapsayacağı için bu durumda nafaka tamamen kaldırılmamalı hakkaniyete uygun şekilde indirilmelidir. (Örneğin; 500 TL yoksulluk nafakası 300 TL ye; 400 TL ise 200 TL 'ye indirilebilir.)

TMK’nın 176/4. maddesine göre yoksulluk nafakasının artırılması istenmiş ise, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre; nafaka alacaklısının ihtiyaçlarında, nafaka yükümlüsünün de gelirinde önceye nispeten olağanüstü bir artış olduğu ispatlanamamış ise, nafakanın ancak TÜİK'in yayınladığı ÜFE artış oranında artırılmasına karar verilebilir.

Taraflar, anlaşmalı boşanma sonucunda boşanmış ve bu anlaşma ile yoksulluk nafakasına hükmolunmuş olsa bile, sonraki zamanlarda ekonomik kriz vs. nedenlerle nafaka borçlusunun gelir ve mal varlığında rızası dışında, elinde olmayan nedenlerle azalma olmuş ve bu azalma sonucunda, mevcut nafakayı ödemek nafaka borçlusu için çekilemez hal almış ise, bu azalmayla orantılı olarak nafaka miktarı hakkaniyet gereği bir miktar indirilebilir.

TMK’nın 177. maddesine göre boşanmadan sonra açılan yoksulluk nafakası davası, nafakanın kaldırılması, indirilmesi gibi davalarda yetkili mahkeme nafaka alacaklısının yerleşim yerindeki aile mahkemesidir.

TMK’nın 178. maddesine göre, boşanma davasından sonra açılacak yoksulluk nafakası davasının, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde açılmaması halinde bu dava zamanaşımına uğrar.

Boşanma davası sırasında, yoksulluk nafakası istenemeyeceğine ilişkin açıkça beyanda bulunulmuş ise sonradan yoksulluk nafakası istenemez.

TEDBİR NAFAKASI

Tedbir nafakası, TMK’nın 188/2, 185/2, 186/3, 195, 196 ve 197. maddelerinde düzenlenmiştir.

TMK’nın 195 ve 196. maddelerinde evlilik birliğinin devam ettiği ve eşler ile çocukların aynı çatı altında yaşadığı durumlarda açılacak tedbir nafakası düzenlenmiştir.

Bu nafaka türü, nafaka yükümlüsü eşin evin giderlerine katılmaması, diger eş veya çocuklarına karşı nafaka yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda talep edilen bir tedbir nafakası türü olup, uygulamada çok az rastlanmaktadır.

 Bu nafaka, uygulamada daha ziyade TMK’nın 197. maddesine göre bir eşin ayrı yaşamada haklılık iddiasına dayalı olarak açtığı nafaka talebi davası şeklinde karşımıza çıkar.

Kadının koca tarafından dövülmesi, evden kovulması, evde istenmemesi gibi durumlarda kadının ayrı yaşamaya başlaması halinde sıkça bu tür nafaka talebinde bulunulmaktadır.

Bu şekilde açılan bir davada davacı eş, ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispat etmelidir. Aksi halde dava reddedilmelidir.

Davacı eş, ayrı yaşamakta haklılık iddiasına dayalı olarak hem kendisi hem de yanında baktığı küçük çocukları için tedbir nafakası talebinde bulunmuş ve ayrı yaşamakta haklı oldugunu davacı ispat edememiş ise, sadece kendisi için istediği tedbir nafakası talebi reddedilir.

Çocuklar için talep edilen nafaka ise reddedilmez.

Çocuklar, davacının yanında kaldığından ve davacı tarafından bakıldığından çocuklar için nafakaya hükmedilir.

Çocuklar için ayrı yaşamada haklılık olgusu aranmaz. (Dayanak TMK’nın 182/2, 327/1, 328/1, 329/1. maddeleridir.)

Daha önce koca, kadın aleyhine boşanma davası açmış ve bu dava reddolunmuş ise, bu durumda boşanma davası reddolunan eş, kusurlu duruma düşmüş olur; bu nedenle evlilik birliğini kurma görevi kocaya düşer.

Koca, evlilik birliğini kurmaya çalışmamış, eşini eve davet etmemiş ise eşin ayrı yaşama hakkı devam eder. Eş tedbir nafakası talebinde bulunabilir.

TMK'nın 186. maddesine göre eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Bağımsız konut temin edilmemiş ise kadın, kocadan tedbir nafakası talebinde bulunabilir.

Davacı eşin gelirinin bulunması, tedbir nafakası bağlanmasına engel değildir. Dayanak madde TMK'nın 186/3. maddesidir. TMK 186/3. maddesinde, "eşler, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlığı ile katılırlar." Davacı eşin gelirinin bulunması, davalı eşi evin ortak giderlerine (elektrik, telefon, yakıt, kira parası ve saire) katılmaktan kurtarmaz. Davalı eş, davacı eşin geliri bulunsa da bu ortak giderlere katılmak zorundadır. Bu nedenle geliri bulunan eş için de hakkaniyete uygun bir miktarda nafakaya hükmolunmalıdır. (Bu durum tüm tedbir nafakaları için geçerlidir.)

Tedbir nafakası davası TMK'nın 200. maddesine göre, davacının ayrı yaşamak zorunda kaldığı yerleşim yeri, sığındığı baba evinin bulunduğu ya da sair yerleşim yerinin bağlı olduğu yer mahkemesinde açabilir.

Ayrı yaşadığı yer yerleşim yeri sayılır.

İŞTİRAK NAFAKASI

İştirak nafakası, TMK'nın 327, 328, 329, 330, 331, 332, 334 ve 335. maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu nafaka çeşidi, müşterek küçük çocuğa ait bir hak olup, boşanma davası sırasında velayet kendisine verilen anne veya baba iştirak nafakası talebinde bulunamayacağını beyan etmiş olsa bile velayet kendisine verilen eş, boşanmanın kesinleşmesinden hemen sonra iştirak nafakası talebinde bulunabilir. Zira boşanma davasındaki beyan çocuğu bağlamaz. Çocuğun bu hakkından vazgeçilemez.

Evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğa bakan ana, babadan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.

Boşanmanın kesinleşmesinden sonra çocuk, velayeti kendisine verilen eşin yanında değil de velayet kendisine verilmeyen eşin yanında kalıyorsa, bu kişi çocuğa baktığından velayet kendisinde olmamasına rağmen velayet kendisinde olan eşten iştirak nafakası talebinde bulunabilir. Zira iştirak nafakasında fiili durum (çocuğa fiilen bakan) nazara alınmaktadır. (TMK'nın 182/2, 329/1 maddeleri)

TMK'nın 330. maddesine göre, iştirak nafakası miktarı, çocuğun ihtiyaçları, ana babanın hayat koşulları, ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Çocuğun geliri varsa bu da göz önünde tutulur.

Boşanmadan sonra iştirak nafakası talep edilmesi, nafaka artırım talebinde bulunulması halinde yetkili mahkeme TMK’nın 177. maddesine göre nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir.

YARDIM NAFAKASI

Yardım nafakası, TMK'nın 364, 365 ve 366. maddelerinde düzenlenmiştir. Akrabalar arasındaki dayanışma esasından kaynaklanmaktadır.

Uygulamada en çok karşılaşılan yardım nafakası davası, boşanma sonrası hükmolunan iştirak nafakasının çocuğun reşit olması ve eğitim hayatına devam etmesi nedeni ile ana veya babadan birisi aleyhine açılan yardım nafakası türüdür. (TMK 327/1, 328/2, 364/1. maddeleri)

Çocuk reşit olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa, eğitim hayatı boyunca nafaka talebinde bulunabilir.

Açık öğretim, açık lise vs. yerlerde öğrenci olunması yardım nafakası istenmesine engel değildir.

Reşit olan, üniversite eğitim hayatı olmayan, eğitim, ekonomik ve sair nedenlerle iş bulamamış, çalışamayan ve bekar olan kız çocukları, her zaman nafakayı ödeyecek güçte olan ana babadan yardım nafakası talebinde bulunabilirler.

Asgari ücret ve altı geliri bulunanlar yoksul sayılmaktadır.

TMK 365/son maddesine göre yardım nafakası davalarında yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.

Tüm nafakalarda (tedbir, yoksulluk, iştirak, yardım) şartlar var ise, nafakanın artırımı, indirimi veya kaldırılması için davalar açılabilir. (TMK'nın 176/4, 200, 331. maddeleri)

Tüm nafakalarda istem halinde hakim, hükmolunan nafakaların gelecek yıllarda da artırımına ilişkin kararlar verebilir. (TMK 176/son, 333/3, 365/5. maddeleri)

Nafaka davaları HMK'nın 316. vd. maddelerine göre basit yargılama usulüne tabidir. En kısa sürede sonuçlanması amaçlanmıştır.

Tensip ile birlikte tarafların vukuatlı doğum kayıtları, boşanma dosyası ve sair dosyalar celp edilmeli, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması için ilgili yerlere müzekkereler yazılmalı, tarafların diğer tüm gelir ve malvarlığı hususlarının tespiti için gerekli deliller ilgili kurumlardan celp edilmelidir.

Bu şekilde öncelikli deliller toplanmalı, tahkikat aşamasında ise tanıklar dinlenerek dava iki celsede sona erdirilmelidir.

Faiz talebi varsa, nafakanın verilip verilmeyeceği ve miktarı hakimin takdirine bağlı olup, karar tarihinde muayyen ve muaccel olacaklarından, ancak karar tarihinden itibaren faize de hükmolunabilir.

Nafaka konusunda profesyonel hukuki destek almak isterseniz, aşağıda yer alan "Uzman Avukata Sor" butonuna tıklayabilirsiniz.

Detaylı bilgi almak için, yazının sahibi uzman avukatımıza aşağıda bulunan buton aracılığıyla sorunuzu sorabilirsiniz.

Uzman Avukata Hemen Sor !