TAKVİYE EDİCİ GIDALARDAN KAYNAKLANAN ZARARLARDA İDARENİN SORUMLULUĞUNA GİDİLEBİLİR Mİ?

Özellikle takviye edici gıdalara ilişkin olarak düzenlenmiş olan “Takviye Edici Gıdaların İthalatı, Üretimi, İşlenmesi ve Piyasaya Arzına İlişkin Yönetmelik” hükümleri bir bütün olarak incelendiğinde yine takviye edici gıdalar Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda olduğu görülmektedir. Dolayısıyla takviye edici gıdalara ilişkin olarak ilgili mevzuat kapsamında Bakanlığa verilen görevler dikkate alındığında bu ürünlerin kullanımından kaynaklanan zararlar idarenin kusurlu sorumluluğu kapsamında olan hizmet kusuru yönünden değerlendirilecek ve bu bağlamda söz konusu zararların tazmini mümkün olacaktır.

TAKVİYE EDİCİ GIDALARDAN KAYNAKLANAN ZARARLARDA İDARENİN SORUMLULUĞUNA GİDİLEBİLİR Mİ?

Takviye edici gıdalar diğer adıyla gıda takviyeleri,  5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 3. Maddesi uyarınca "normal beslenmeyi takviye etmek amacıyla, vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, lif, yağ asidi, amino asit gibi besin öğelerinin veya bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan bitki, bitkisel ve hayvansal kaynaklı maddeler, biyoaktif maddeler ve benzeri maddelerin konsantre veya ekstraktlarının tek başına veya karışımlarının, kapsül, tablet, pastil, tek kullanımlık toz paket, sıvı ampul, damlalıklı şişe ve diğer benzeri sıvı veya toz formlarda hazırlanarak günlük alım dozu belirlenmiş ürünler" dir. Toplumda bireyler vücutlarının ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri karşılama amacıyla takviye edici gıdalar kullanmaktadır. Ancak takviye edici gıdaların kullanımından kaynaklanan ciddi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Bununla birlikte özellikle kilo kaybı ve kilo kontrolü maksadıyla kullanılan takviye edici gıdaları kullanan kişiler arasında ölüm oranlarında artış meydana gelmektedir.

Gıda takviyesi olarak öngörülen ürünlere ilişkin sorumluluk Tarım ve Orman Bakanlığı’ndadır. 5996 sayılı Kanunu madde 28/1’e göre, takviye edici gıdaların üretim, ithalat, ihracat ve kontrolüne ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığı’nca belirlenir.

Yine gıda üretimi, gıda güvenliği ve güvenilirliği, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 410. Maddesinde göre Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görevleri arasında sayılmıştır.

Özellikle takviye edici gıdalara ilişkin olarak düzenlenmiş olan “Takviye Edici Gıdaların İthalatı, Üretimi, İşlenmesi ve Piyasaya Arzına İlişkin Yönetmelik” hükümleri bir bütün olarak incelendiğinde yine takviye edici gıdalar Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda olduğu görülmektedir.

Dolayısıyla takviye edici gıdalara ilişkin olarak ilgili mevzuat kapsamında Bakanlığa verilen görevler dikkate alındığında bu ürünlerin kullanımından kaynaklanan zararlar idarenin kusurlu sorumluluğu kapsamında olan hizmet kusuru yönünden değerlendirilecek ve bu bağlamda söz konusu zararların tazmini mümkün olacaktır.

Anayasa’nın 125. Maddesi gereğince, idare kusuru nedeniyle vermiş olduğu zararların tazmini ile mükelleftir.

Bu maddeye dayanarak takviye edici gıda kullanması nedeniyle zarara uğrayan kişinin zararın meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıl içinde idare başvuru yaparak zararın tazmini istemesi gerekmektedir. İdarenin 60 gün içinde cevap vermemesi veya olumsuz bir cevap vermesi halinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılmalıdır. Tam yargı davası açarken zararın miktarı henüz belli değilse veya zararın miktarının belirlenmesi için yargılama yapılması gerekiyor ise tazminat miktarının başlangıçta düşük gösterilmesi ve sonrasında yargılama ile ortaya çıkacak zarar miktarının bir defa mahsus olmak üzere yükseltilmesi mümkündür.

Açılacak davada, karşı taraf olarak Tarım ve Orman Bakanlığı gösterilecektir. Ancak tarafın hatalı gösterilmiş olması idari yargı açısından sorun oluşturmamakta olup hasımın yanlış gösterilmesi halinde, mahkeme tarafından bu durum re’sen (kendiliğinden) düzeltilir.

Davanın sonuçlanma süresi, mahkemelerin yoğunluğuna, mahkemenin hangi ilde bulunduğuna, davanın karmaşıklığına göre farklılık gösterecektir ancak idari yargıda davalar, mevcut durumda genel olarak 1 sene içinde sonuçlanmaktadır.

Mahkemenin tazminata hükmedilmesi halinde, mahkeme kararının icrası için başvurulması zorunludur. Başvurudan itibaren 30 gün içinde idare tarafından kararın gereği yerine getirilmez ise tazminat miktarı ve yargılama gideri için icra takibi başlatılması mümkündür.

Detaylı bilgi almak için, yazının sahibi uzman avukatımıza aşağıda bulunan buton aracılığıyla sorunuzu sorabilirsiniz.

 

Uzman Avukata Hemen Sor !